makaleler
Pazartesi , 18 Aralık 2017
HABERLER

Yazar Arşivi: Ali TORAMAN

KAZAK SİYASİ VE FİKRİ UYANIŞ ÖNDERLERİNDEN ALİHAN BÖKEYHAN

ÖZET

XX. yüzyılın başında Türkistan’da ve bunun içinde Kazakistan’da fikri ve siyasi hareketler yaşanmaya başlamış, birtakım aydın sınıfın öncülüğünde Türk halkları fikri, siyasi mücadeleler vermiştir. Bu dönemde Kazak halkı içinde de çok önemli bir aydın sınıfı yetişmiş ve Kazak halkının aydınlanmasında emek sarf etmiştir. Kazak halkının bu dönemde yetiştirdiği önemli aydınlardan birisi de ilim adamı olmasının yanı sıra aynı zamanda da büyük bir siyasetçi olan ve Kazak halkının bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele eden Alihan Bökeyhan olmuştur. Alihan Bökeyhan, Kazak halkının aydınlanması, hak ve hukukunun korunması, Kazakların bağımsız bir yönetim kurması için mücadele etmiş, ilk Kazak hükümeti “Alaşorda”yı kurmuş ve liderliğini yapmıştır, Kazaklar üzerine ilmi çalışmalar ortaya koymuştur. Ancak o da diğer aydınlar gibi Stalin’in Türkistan’daki aydınları tasfiye politikasında idam edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Alihan Bökeyhan, Kazak, aydın, siyaset, ilim.

 

Alihan Nurmuhamedoviç Bökeyhan; hem siyasi hem de ilmi manada önemli bir Kazak aydınıdır. O, değerli bir toplum ve devlet adamı, sosyal-demokrat partisi “Alaş”ın kurucusu ve lideri, ilk Kazak Ulusal Hükümeti “Alaşorda”nın başkanı, aynı zamanda bilim adamı ve yetenekli bir yazardır. Kazak halkının bağımsızlığı ve özgürlüğü için çalışmış, hatta tüm hayatı boyunca Kazakların özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazanmak uğruna mücadele etmiştir. Kazak halkının aydınlanması ve bağımsızlığı yolunda sayısız ilmi eser, makaleler ve yazılar ortaya koymuştur.

 

  1. Alihan Bökeyhan’ın Kısa Biyografisi:

Alihan Bökeyhan, 5 Mart 1866 yılında Semipalatinsk Bölgesi Karkaralinskiy ilindeki Tokraunskiy ilçesinin 7 numaralı köyünde doğdu. Babası Mukan, onu dokuz yaşındayken Karkaralinskiy’deki erkek kolejine gönderdi. Bilginin kalitesinden memnun olmayan Alihan kendi isteğiyle kent okulu olan üç sınıflı Rus-Kazak ilköğretim okuluna geçti. Alihan çocukluğundan beri Abay ve Şortanbay’ın eserlerini, doğduğu bölgenin tarihini ve coğrafyasını çok iyi biliyordu. O zamanlarda Rus ve dünya kültürü hakkında da bilgisi vardı (http://semeylib.kz/).

1886-1990 yılları arasında Omsk teknik okulunda eğitim aldı. 1890-1894 yıllarında Petersburg İmparatorluk Orman Enstitüsü İktisat Fakültesi’nde öğrenim gördü. Orman ekonomisti olarak bu enstitüyü başarıyla bitirdikten sonra Omsk şehri Tarım-ekonomisi Okulu’nda matematik dersi vermeye başladı. Daha sonra 1905’e kadar Omsk şehri Göçmenler İdaresi’nde memur olarak çalıştı (Kazahskaya SSR, 1991, s. 625; İndustrialnaya Karaganda Gazetesi, 1992, s. 3).

1905’ten sonra siyasi hayata aktif olarak katılmaya başlamış, “Alaş” adında parti kurmuş ve başkanlığına seçilmiştir. Kazakistan’ın bağımsızlığı için yaptığı mücadeleleri bu parti üzerinden yürütmüş ve bu parti 1917 yılında kurulacak olan “Alaşorda” hükümetinin de temelini oluşturmuştur. 1920-1937 yılları arasında siyasi faaliyetlerinden dolayı üç defa hapsedilmiş ve sonunda 1937 yılında Stalin’in Kazak aydınlarını tasfiye politikası sırasında kurşuna dizilerek idam edilmiştir.

  1. Bir Politikacı Olarak Alihan Bökeyhan

XIX. yüzyıl sonu XX. yüzyıl başlarında Kazak aydınları arasından bir bilim adamı ve siyasetçi olarak ortaya çıkan Alihan Bökeyhan’ın Çarlık Rusya’nın sömürü politikasına karşı gösterdiği faaliyetleri onun siyasi alanda varlık göstermesine sebep olmuştur. Kazak halkının aydınlanması ve siyasi alanda Çarlık Rusya sömürüsünden kurtularak kendi iktidarını ve yönetimini oluşturması için hayatı boyunca mücadele etmiştir. Siyasi alanda ilk olarak 1893 yılında varlık göstermiştir.

1893 yılında siyasi, ekonomik, edebi v.b. alanlarda aktif olarak faaliyet göstermeye başlamış, öğrenci ayaklanmalarına karışmıştır. Bu yıllarda Çarlık Polis Departmanı’nın ilk defa dikkatini çekmiş, ismi “siyasi şüpheliler” kara listesine eklenmiştir. Bu dönemde onun özellikle sosyal, politik yetenekleri ortaya çıkmış, tüm step bölgesi milli hareketinin lideri olarak öne çıkmıştır (http://semeylib.kz/).

Bökeyhan, 1896-1907 yılları arasında F. A. Şerbin’in başkanlığındaki bir araştırma gezisine katılmayı kabul eder. Bu gezi sayesinde Bökeyhan, Çarlık Rusya politikasının özünü ve Kazakların umutsuz geleceğini öğrenir ve bu geziden sonra toprak meseleleriyle ilgili sert siyasi eleştiri yazıları yazmaya başlar, kendi yorumlarını ve düşüncelerini anlatır. Artık isimlerinin sürekli birlikte anılacağı Ahmet Baytursınov ile de yine bu dönemde tanışmıştır (Useinova, 2013, s. 87). Kozıbayev’e göre Ahmet Baytursınov Türk dünyasıyla, Alihan Bökeyhan da Avrupa’yla yakından ilgiliydi (Kozıbayev, 1998).

1905’teki Rus devriminden sonra Türkistan’da bir siyasi uyanış başlamıştı. Kazaklar arasında da kendini gösteren bu siyasi faaliyetlerde Kazak aydınlar toplu dilekçe hazırladılar. Halkın karşılaştığı sorunları merkeze iletmek isteyen aydınlar,  Alihan Bökeyhan ve Ahmet Baytursunov gibi isimlerin öncülüğünde, 1905 yılında Semey şehrinde hazırlanan “Karkara Dilekçesi”ni 14,500 Kazak vatandaşından imza alarak Moskova’ya ilettiler. Bu dilekçenin içeriğinde; Rusların iskân ve asimilasyon politikalarından vazgeçmelerini istemişlerdi. Aynı talepler Kazakistan’ın hemen hemen tüm şehirlerinden Duma’ya iletildi.  Bu girişimleri neticesinde ferdî girişimlerden sonuç alınamayacağını anlayan Kazak aydınları bir hareket etrafında birleşme düşüncesi ile 1906 yılında “Kazak Anayasal Demokratik Partisi”ni kurdular. Siyasi hayatta yeni olan Kazak toplum önderleri Çarlık Rusya’sı karşıtı politikaları ile bilinen  ‘Kadet Partisi’ni kendilerine örnek almak suretiyle teşkilatlandılar. Bu benzerlik, sadece teşkilatlanma ve örgütlenme anlamında şeklî bir benzerlik olarak kalmış;  parti programı ise tamamen millî hedefler gözetilerek oluşturulmuştur. Alaş-Orda hareketinin temelini teşkil eden bu parti politikası gereği bazı taleplerde bulundular. (Kapağan, 2015, s. 260). Bu talepler:  Kazakistan’ın Kazakların yurdu olarak tanınması;  Rusların bu topraklar üzerindeki yayılmacı politikasından vazgeçmesi; Kazak halkına eşit, adil davranılması; özgür ifade ortamının sağlanması; Kazak çocuklarının okuması için ilkokuldan başlayarak yükseköğretimlerini bitirinceye kadar kendilerine okul, medrese ve üniversitelerin açılmasının sağlanması (Kesici, 2003, s. 130-131), damga usulüne tabi olmadan göl ve ırmaklardan balık avlama hakkı, aile işlerine bakmak için kadılar tayini (Ölçekçi, 1998, s. 173; Engin, 1976, s. 78-79) okullarda Rusçanın yanında Kazak dilinde de eğitim yapılması; İslami örf ve adetlerin Müslümanlar tarafından yerine getirilmesine izin verilmesi; yargıda Kazakça ve diğer dillerin de kabul edilmesinin sağlanması v.b.

Alihan Bökeyhan 1905’de Rusya İmparatorluğu I. Devlet Duması’na Semipalatinsk bölgesinden milletvekili olarak seçildi, “Vıborgsk Manifestosu” olarak adlandırılan ve dumanın dağıtılmasını protesto eden belgenin hazırlanmasında yer aldı (http://semeylib.kz/). Ancak bu manifestonun imzalanmasında yer aldığı için siyasi yasak konularak, 1907’de açılan II. Duma seçimlerine katılmasına izin verilmedi. Özelikle bu belgenin hazırlanmasına katıldıktan sonra siyasi faaliyetlere aktif olarak başladı. Rusya gazetelerinde Çarlık rejiminin sömürü politikasını ve bölgedeki yerli memurların faaliyetlerini eleştiren yazıları yayınlandı. Kazakların milli bilincinin uyanması ve onların toplumsal faaliyetlerinin organizasyonu için Kazakların tarihteki ilk ciddi, ulusal çaptaki periyodik yayını olan “Kazak” adlı gazete çıkarılmaya başlandı.

Sömürü siyasetine karşı çıkmış liberal demokrat grubundan oluşan Kazak aydınları A. Bökeyhan, A. Baytursınoğlu, M. Dulatoğlu, J. Aymavıtoğlu, M. Avezov ve  J. Akbayev gibi aydınlar da “Kazak” gazetesi etrafında birleşmiş (Saigy, 2015, s.190), böylece 1913’te ilk sayısı çıkan gazete (Ölçekçi, 1998, s. 173) Alaş Orda Hareketi’nin yayın organını teşkil etmiş ve “Alaş” hükümetinin sözcülüğünü yapmıştır. Bu yüzden Kazak gazetesinde yayınlanan yazıların ve makalelerin ana konusundan biri de siyaset üzerineydi. Başta Alihan Bökeyhan olmak üzere Kazak aydınları halkın temel sorununun siyasi konular olduğunu anlamış ve halkı aydınlatmak ve çözüm bulmak için siyasi konularda yazılar yayınlamışlardır. II. Duma’da Alihan Bökeyhan’a siyasi yasak konulması ve III. Duma’da da tüm Bozkır ve Türkistan’a seçimler için yasak konulması sebebiyle 1917 yılına kadar siyasi faaliyetler Kazak gazetesi üzerinden halkı aydınlatma ve belli bir tarafa yönlendirme şeklinde yürütülmüştür.

Şubat devriminden sonra Bökeyhan, Kazak halkının ulusal bağımsızlık mücadelesine aktif olarak katılmaya karar verdi. 1917 yılında Temmuz ve Aralık aylarında gerçekleştirilen Kazak Kongrelerinden sonra “Alaş” partisini ve “Alaşorda” hükümetini kurmayı başardı ve hükümetin başkanlığına seçildi. Daha önce çıkarılmaya başlayan “Kazak” gazetesi de bu faaliyetlerden sonra partinin yayın organı oldu (http://semeylib.kz/). Ancak bazı kaynaklarda “Alaş” partisinin 1905’te kurulduğu ve 1917’ye kadar gizli olarak çalıştığı (Öner, 2006, s. 178) kaydedilmekte, bazı kaynaklarda ise Kazak Anayasal Demokratik Partisi’nin isminin Alaş-Orda olarak değiştirildiği (Kapağan, 2015, s. 261) kaydedilmektedir. Anlaşıldığına göre; 1905’te başlayan Karkara dilekçesi olayı ve sonrasında kurulan Kazak Anayasal Demokratik Partisi, Alaş Hareketi olarak adlandırılmış ve 1917 ihtilalından sonra kurulmaya çalışılan özerk cumhuriyetler sırasında Alaş Partisi ve Alaş-Orda hükümeti meydana getirilmiş ve başkanlığına da Alihan Bökeyhan seçilerek Semey şehri merkez yapılmıştır.

Zira Şubat devriminin sağladığı serbest ortamdan sonra Kazak kurultayları yapılmış ve Alaş-Orda hükümetinin kurulacağı ve Kazakların bağımsızlığının gerçekleştirileceği süreç şu şekilde işlemiştir: 5-10 Nisan 1917’de yapılan I. Kazak Kongresi’nde hareketin lideri Bökeyhan hedeflerinin millî kurtuluş olduğunu ve kurtuluş saatinin de geldiğini ilân eder. Orenburg’da yapılan II. Kazak Kongresi’nde (21-26 Temmuz 1917) partinin adı “Alaş-Orda” olarak değiştirilir. 18-26 Aralık 1917’de Orengburg’da yapılan III. Kazak Kongresi’nde ise Semey şehri başkent olmak üzere Alihan Bökeyhan başkanlığında Alaş-Orda adındaki Kazak hükümeti kurulur (Kafkasyalı, 2012, s. 178-179).

Temmuz 1917’de toplanan Alaş Partisi’nin resmi kurultayında da Rus sömürgeciliğine karşı açıkça tavır konarak şu kararlar alındı:

  1. Rus muhacirlerinin Türkistan’a gönderilmesi hemen durdurulmalı.
  2. Hükümet tarafından zorla alınan ve Rus göçmenlerine dağıtılan topraklar Türklere geri verilmeli.
  3. Türklerin ve Rusların idari işleri ayrı olmalı
  4. Türkler ve Ruslar, kendi uluslarından olan hakimler tarafından yargılanmalı
  5. Eğitim herkesin ana dilinde yapılmalı (Altay, 1987, s. 29).

Alihan Bökeyhan’ın başkanlığını yaptığı ve temel felsefesi tam bağımsızlık olarak özetlenebilecek Alaş-Orda Partisi, bilinçli ve ilerici hareket tarzıyla Pantürkizm’in merkezi haline gelmiş, Rusların tüm karşı çabalarına rağmen ciddi biçimde etkili olmuştur. Bu yönüyle Rusları en çok uğraştıran hareketlerden biri haline gelmiştir (Kapağan, 2015, s.262).

Alaş Partisi’nin kurulması ve Kazak özerkliğinin ortaya çıkması gibi Kazak siyaseti için çok önemli gelişmeler Bolşeviklerin 18 Ocak’ta Orenburg’u almasıyla büyük bir darbe yedi. Bolşevikler Orenburg’daki şahıslara ait fabrika ve matbaalara el koyup buraları kendileri işletmeye başladılar. Aralarında A. Bökeyhan, A. Baytursın, M. Dulat’ın da bulunduğu Kazak aydınları Semey’e kaçmak zorunda kaldı. Böylelikle Kazak gazetesi de kapandı. Haziran 1918’de Orenburg, Kozak kumandanı tarafından Bolşeviklerden alındı. Artık Rusya, Aklar ve Kızıllar arasındaki iç savaşın en kızgın zamanlarını yaşıyordu. Kazaklar da bu iç savaşta Akların tarafını tutuyordu (Kalkan, 2002, s.23). İç savaş döneminde Bökeyhan, kendi halkını kardeşin kardeşi katlettiği bu savaştan korumak için elinden gelen her şeyi yapmıştır.

1920 yılı sonuna kadar süren Alaş-Orda Hükümeti, yapılan anlaşma çerçevesinde hükümet liderlerine, asker ve subaylarına dokunulmayacağı teminatıyla Sovyetlere katılırken, Stalin’in iktidarını pekiştirdiği devirden itibaren ilk tutuklananlar ve ortadan kaldırılanlar olmuştur (Öner, 2006, s. 178). Sovyet iktidarının gelmesiyle Alihan Bökeyhan’ın siyasi faaliyetleri engellendi ve Moskova’ya çağrıldı, son 15 yılını burada geçirdi.

1920’li yıllarda iki defa tutuklandı. 1937’de tekrar tutuklandı ve Butırsk hapishanesine kapatıldı. Bökeyhan, “Sovyet iktidarı karşıtı devrimciliğe önderlik etmek, Kazakistan’da ve Moskova’da terör merkezlerinin liderleriyle ilişki kurmak” suçlarından yargılandı. 27 Eylül 1937’de kurşuna dizilerek idam edildi. 56 yıl sonra iade-i itibar edildi.

  1. Bilim Adamı Olarak Alihan Bökeyhan

Alihan Bökeyhan, siyasetçi ve halk önderi olmasının yanında, aynı zamanda öğretmen, yazar ve akademisyendir. Siyasi konular yanında coğrafi, kültürel, tarih, edebi konularda da araştırma yazıları ve makaleleri yayınlanmıştır. Onun ele aldığı yazı ve makaleleri açısından, Kazakların siyasi-fikri uyanışında ve Kazak aydınlarının siyasi meseleleri halka duyurmasında büyük bir role sahip olan Kazak gazetesi de önemli bir yer işgal eder.

Makalelerinin büyük bir kısmı “Sibirya Meseleleri” dergisinde, “Kazak”, “İrtış”, “Omiç”, “Bozkırın Sesi”, “Semipalatinsk Sayfası”, “Bozkır Bölgesi” gazetelerinde yayınlanmıştır (İndustrialnaya Karaganda Gazetesi, 1992, s.3).

Araştırmalara göre, A. Bökeyhan’ın, 1917 Şubat devrimine kadar bine yakın makalesi, araştırma yazıları, 1917 Şubat devriminden sonra Rus Ekim devrimine kadar otuz civarında, 1927 yılına kadar elliden fazla Kazak ve Rus gazete ve dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır. Onun makalelerinde genel olarak Türkistan coğrafyası, yani bugünkü Orta Asya coğrafyasıyla ilgili konular yer almıştır. Onun ilk makaleleri 1889 yılı Ombı’da çıkan Dala General Valiliği’nin resmi yayın organı olan Akmolinskim Oblastnım Vedemostam (Akmolin Eyaleti Haberleri) gazetesinin eki olan Dala vilayeti gazetesinde, 1917 yılı yine Ombı’da Şubat Devrimi ile Ekim Devrimi döneminde çıkmakta olan Stepnoy Kray (Step Bölgesi), Stepnoy Pioner, Omiç, İrtiş, Golos Stepi (Bozkırın Sesi) gazetelerinde  yayınlanmıştır. Bunların  yanı sıra Semey’de çıkan Semipalatinskiye Oblastniye Vedemosti (Semipalatinsk Bölgesi Haberleri), Semipalatinskiye Listok (Semipalatinsk Sayfası), Taşkent’te çıkan Turkistanskiye Vedemosti (Türkistan Haberleri), Orınbor’da çıkan Naşa Jizn Kazak (Biz Kazakların Hayatı), Kazak Türklerinin ilk Aykap dergisinde, Sank-Petersburg’un Reç, Sın Oteçestvo Slovo, Vostoçnoe Obrozenie, Rusya’daki Müslümanlarının V Mire Musulmanstva (Müslimanların Dünyasında), Musulmanskaya Gazeta (İslam Gazetesi) ve  o  zamanın  önemli  olan  diğer gazete  ve dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır (Kumğanbayev, Ahatov, 2012, s.137).

Yukarda saydığımız birçok dergi ve gazetelerden ziyade Alihan Bökeyhan’ın yayın hayatında Kazak gazetesi önemli bir yere sahiptir. Kazak halkının bilinçlenmesi konusunda da önemli bir yere sahip olan Kazak gazetesini kendisi kurmuş ve editörlüğüne de Ahmet Baytursın getirilmiştir. Gazetenin en önemli yazarları arasında da Alihan Bökeyhan, Ahmet Baytursın ve Mircakıp Dulat yer almaktadır.

2 Ekim 1913 yılında yayına başlayan Kazak gazetesi ilk milli, siyasi, sosyal ve edebi özelliğe sahiptir ve 1913-1918 yılları arasında Orenburg şehrinde yayınlanmış, 1913-1915 yılları arasında haftada bir defa, 1915 yılından başlayarak da haftada iki defa basılmıştır. Toplam 265 sayısı yayınlanmıştır. Gazetede 20. yüzyılın başındaki Kazak halkının siyasi‐toplumsal hayatının en önemli meselelerini, iktisadi durumu, diğer halklarla münasebetini, eğitim, edebiyat ve kültür, örf‐adetleri, tarihi ve şeceresini konu alan makaleler yayınlanmıştır (Kumğanbayev, Ahatov, 2012, s.138). Gazetedeki makalelerini genel olarak Kır Balası (Bozkırın Oğlu) lakabıyla kaleme almıştır (Akkulı, 2013, s.81). Kazak Türklerinin siyasi, sosyal, ziraat, toprak, dış ilişkiler, bilim ve eğitim, miras konuları çerçevesindeki sorunları ele aldığı başlıca konulardır. Çarlık Rusya’nın özellikle toprak politikasını sert bir şekilde eleştiren siyasi yazıları da mevcuttur.

Gazetede; hükümet tarafından çıkarılan kanunlar, iç ve dış haberler, Kazak halkının tarihi, onların kültürel yaşam ve etkinlikleri, ekonomi, ticaret, medeniyet, köy yaşamı, bilim ve eğitim, okul, medrese, sorunlar, etnografi, resim ve duyurular, dil ve edebiyat, sağlık konularında yayın yapılabiliyordu (Koygeldiyev, 2008, s.187‐188). Bunların dışında yürüttüğü ilmi görevler de vardır. Sovyetler Birliği İlim Akademisi başkanlık divanı, Alihan Bökeyhan’ı 1926 yılında Kazakistan temsilcisi tayin etmiş, birlik üyesi ve özerk cumhuriyetleri incelemek üzere kurulan özel komitenin de üyesi yapmıştır. Ayrıca Alihan, Rusya yerli ve şehir aydınları kurultayına da üye olmuştur (Şimşir, http://www.orkun.org.tr).

1920’li yıllarda Alihan Bökeyhan’a siyasi yasak konularak Moskova’ya çağrılmış son 15 yılını da burada geçirmiştir. Bu dönemde de O, edebi ve bilimsel araştırma faaliyetleriyle meşgul olmuş, sözlü eserleri ve folklorik mirasları özenle toplamış, tarih, etnografya ve edebiyat alanlarında eserler kaleme almıştır.

 

SONUÇ

Kazak Türklerinin XX. yüzyılda yaşadıkları bütün Türk dünyası için hemen hemen ortaktır. Bu dönemdeki Kazakların aydınlanma süreci ve halka önderlik eden aydınların faaliyetleri tüm Türk dünyasında aynıdır, sadece her halka önderlik eden isimler farklıdır. Türk coğrafyası ve özelde Kazak Türkleri de millî şuur hesabına ellerinden geleni yapmışlar ve bu şuurla Rusya’nın sömürü politikasına karşı koymuşlardır. Bu direnişte kendilerine önderlik eden aydınlar büyük rol oynamış, bütün fikri, siyasi aydınlanma sürecine yön vermişlerdir.

Kazaklar arasında birçok aydın yetişmekle birlikte XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başlarında aktif faaliyet gösteren Alihan Bökeyhan gerek siyasi, gerekse fikri yönden aydınlanma sürecinde Kazak halkına önderlik etmiş, Kazak halkının refah ve huzuru, bağımsızlığı için ömrü boyunca mücadele etmiştir. Ancak sonuçta Bökeyhan da Stalin gibi bir ölüm makinesinin gazabına uğramış ve Stalin’in Türkistan’daki aydınları tasfiyesi sırasında kurşuna dizilerek idam edilmiştir.

 

KAYNAKÇA

AKKULI, Sultan-Han, “Sobiratel Kazahckih Zemel: Bölüm I”, Mısl, Sayı: 1, Ocak 2013.

AKKULI, Sultan-Han, “Sobiratel Kazahckih Zemel: Bölüm II”, Mısl, Sayı: 2, Şubat 2013.

ALTAY, Balkan, “Alaş Orda Türkistan’da İlk Türk Hükümeti”, Türk Yurdu, Kasım 1987.

İndustrialnaya Karaganda Gazetesi, 2 Ekim 1992.

KAFKASYALI, Ali, “Bağımsızlıklarının 20. Yılında Kazakların İstiklâl Mücadelesi Tarihine Bir Bakış”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, XII/1 (Yaz 2012), s.167-192.

KALKAN, İbrahim, “Kazak Siyasi Düşüncesinin Gelişimi ve Kazak Gazetesi (1913-1918)”, Türkler, Cilt 19, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 369-387.

KAPAĞAN, Enver , “Alaş Orda Partisinin Kazak Aydınlanmasına Etkisi”, Zeitschrift für die Welt der Türken, Vol. 7, No. 1 (2015).

Kazahskaya SSR, Cilt IV, Almatı 1991.

KESİCİ, A. Kayyum, Dün, Bugün Ve Hedefteki Kazakistan, Iq Kültürsanat Yayıncılık, İstanbul 2003.

KOYGELDİYEV, Mambet, Alaş Kozgalısı, Tom 1, Almatı 2008.

KOZIBAYEV, V. K., “Velikiy Reformator XX veka”, Stoliçnoe Obozrenie Gazetesi, 18 Eylül 1998.

KUMĞANBAYEV, Jandos, AHATOV, Ualihan, Çev: Gulzade Kali, “Alihan Bokeyhan ve “Kazak” Gazetesi”, Tarihin Peşinde, Yıl: 2012, Sayı: 7, s. 136‐141.

MUHABAY, Engin, AGİ, F., DEVLET, Nadir, Kazak Ve Tatar Türkleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1976.

ÖLÇEKÇİ, Haluk, “Kazakistan’da Ulusal Hareketler ve Bolşevik Devrimi”, Bilig, Sayı: 7, Güz 1998, s. 171-182.

ÖNER, Mustafa, “XX. Yüzyıl Türkistan Edebiyatının Anıtı: Muhtar Evezov (1897-1961)”, Bilig, Bahar 2006, sayı 37, s. 175-188.

SAİGY, Gülnar Bozımbaykızı, “Ahmet Baytursınoğlu ve Kazak Ceditçiliği”, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, Sayı: 4/1, 2015, s. 189-193.

ŞİMŞİR, Sebahattin, “Alihan Bökeyhan”, Orkun Dergisi, Sayı: 90.

USEİNOVA, G. R., “Evolutsiya Politiçeskih Vzgladov A. N. Bukeyhanova”, Pravo i Gosudarstvo, № 2 (59), 2013.

http://semeylib.kz/?page_id=2845&lang=ru

http://www.peoples.ru/state/politics/bukeyhanov/

Çarlık Rusya’nın Sömürü Amacıyla Kırgızistan’a Getirdiği Yeni İdari Düzenlemeler

Çarlık Rusya’nın Sömürü Amacıyla Kırgızistan’a Getirdiği Yeni İdari Düzenlemeler

Ali TORAMAN

Çarlık Rusya gelene kadar Kırgızlar boylar halinde değişik bölgelerde yaşıyorlardı. Bugular, Issık-Köl’ün doğu ve güney kıyılarına sahiptiler. Sarıbagışlar Kemin vadisine ve Issık-Köl’ün kuzeybatı kıyılarına yerleşmişlerdi. Çüy vadisine ve Talas’a Solto, Saruu, Kıtay, Kuşçu boyları hakim oldu. Son-Köl’de Suusamır’da ve Ketmen-Tube’de Sayaklar yaşadı. Tanrı Dağları merkezinde ve Güney Türkistan’da Moğol ve Çerik, Alay ve Pamir’de Adıgene, Batı Fergana’da İçkilikler, Teyitler, Kuşçu, Munluz, Basız boyları, Doğu Fergana’da Monguş, Bagış, Karabagış boyları yer alıyordu.[1] Çarlık Rusyası, Kırgızistan’ı aldıktan sonra onun bu iç yaşamının özelliğine bakmadan idari yönetimlere böldü.[2]

1864’te, Orenburg ve Batı Sibirya’nın Rusya’ya katılmasından sonra Talas ve Ketmen-Tube vadilerini içine alan Türkistan bölgesi Orenbur Genel Valiliği’nin içinde yer almıştı. Sır-Derya ötesinde bir kısım arazilerin ele geçirilmesinden sonra Çarlığın emriyle bir komisyon kuruldu. Bu komisyonla ‘‘Yedisu ve Sır-Derya Bölgeleri Yönetimi Hakkında Yönetmelik’’ hazırlandı. Aynı zamanda Taşkent merkezli Türkistan Genel Valiliği kuruldu.[3] Türkistan Genel Valiliği de ikiye; idari merkezi Taşkent olan “Sır-Derya Bölgesi”ne ve idari merkezi Almatı olan “Yedisu Bölgesi”ne ayrıldı. Ve Türkistan’a da genel vali olarak K. İ. Kaufman atandı.[4]

Çarlık, Türkistan’da kendi politik ve ekonomik pozisyonunu sağlamlaştırırken burada imparatorluk için genel bir idari sistem kurdu. 1876’nın başlarında Hokand Hanlığı’nı tasfiye ederken Türkistan Genel Valiliği’nin içinde Kırgızistan’ın güney kısmının yer aldığı Fergana bölgesi vardı.[5]

Rus İmparatorluğu Kırgızistan’ı askeri açıdan tamamen ele geçirdikten sonra[6] Kırgızlar üzerinde kendi egemenliğini sağlamlaştırmak için yerli idari organlar oluşturdu.[7] Kırgızistan’daki idari sistem çarlık emperyalizminin diğer sömürü ülkelerindekinden farkı değildi. Yönetim açısından Kırgızistan toprakları hiçbir zaman tek bölge olmamıştır.[8] Rusya’ya birleşmesinden sonra Türkistan genel valiliğinin içine giren Kırgızistan’da Çar iktidarı Kırgız toplumunun kabile hayatına neredeyse hiç önem vermeden yeni idari bölünmeleri getirdi. Kırgızların yaşadığı arazi dört bölgenin içinde yer aldı: Yedisuu, Sırderya, Fergana ve Semerkand.[9] Bölgeler de kendi içinde uyezd*, volost* ve köylere* ayrılmıştı.[10] Yani bölgeler uyezdlere bölünmüş, uyezdler volostlara, volostlar köylere bölünmüştü. Köyler volostlara, volostlar uyezdlere, uyezdler de bölgelere bağlıydı.[11] Türkistan Genel Valiliği fiilen elinde hem askeri hem sivil iktidarı taşıyan mutlak kudreti olan genel valiydi. O şahsen bölgelerin askeri valilerinin referansına dayanarak uyezd başkanlarını hatta alt birimlerinin yöneticilerini bile tayin ediyordu.[12]

Kırgızistan’ın arazisi birçok uyezde bölündü. Kuzey Kırgızistan, Issık-Köl ve Pişpek uyezdleri Yedisu Bölgesi’ne girdi. Talas ve Çatkal semtleri Sır-Derya bölgesinin Aulieatinskiy uyezdini kısmen oluşturdu. Güney Kırgızistan, Fergana bölgesinin Oş uyezdine girdi. Güney Kırgızistan’ın bazı semtleri Fergana bölgesinin Andican, Namangan ve Margelanskiy uyezdleri ile Semerkand bölgesinin Hocend uyezdine girdi.[13] Yönetim yarı askeri karakterdeydi, bölgelerin başında askeri valiler, uyezdlerin başında ise Çarlık subayları bulunurdu.[14] Uyezdler, volostnoy (boluş) tarafından yönetilen volostlardan (boluşluk) oluşurdu. Volost, köylerden meydana gelmekteydi ve köylerin başında starşina* bulunuyordu.[15] Kırgız volost yöneticileri genellikle manaplardı*, onları zengin ve etkili insanlardan seçerlerdi. Onları uyezd yöneticisi ve vali onaylardı. Kırgız manapları güvenilir Çar hizmetlileri olmuşlardı. Kırgız köylerindeki mahkemeler volost yöneticileriyle birlikte seçilen biylerin* elindeydi. Biylerin mahkemeleri işleri çözmede Kırgız feodallerinin yararına önderlik etti.[16]

Seçimler doğrudan değildi. 50 çadır sahibi açık oylama ile “elli başı” seçiyorlardı. Kurultayda çok oy alan boluş volost yöneticisi olarak seçilmiş oluyor, az oy alan ise üye sayılıyordu. Volost ve köy başkanları 3 yıllığına seçilirdi.[17] İdarenin, 50 kadar ailenin yönetimi ile meşgul olan bu en küçük kuruluşları Türkistanlılara bıra­kıldı. Bu küçük idarî kuruluşları yöneten «aksakal» (ihtiyar) adı ve­rilen yöneticilerin dahi, bir kademe yüksek idarî kuruluş olan mıntı­kaların Rus yöneticileri tarafından onaylanmaları gerekiyordu.[18] Boluşlar ancak askeri vali, köy starçınları ise uyezd başkanı onayladıktan sonra seçilmiş oluyordu. Sömürge süresi boyunca hiçbir Kırgız bir uyezdin başkanı olarak tayin edilmedi. Ruslar nahiye ve köy yöneticisi seçimlerinde rejime sadık birilerinin seçilmesine çok önem veriyorlardı. Halka sanki kendi yöneticilerini kendisi seçiyor görüntüsü verilmişti.[19] Gerçekte ise seçimi denetleyen ve seçim sonucunda adayları tayin eden yine Ruslardı. Seçilenin de iş başına geçebilmesi için bir üst kademe tarafından onaylanması gerekirdi, starşin, volost başkanının; volost başkanı, uyezd başkanının; uyezd başkanı da valinin emirlerini uygulardı. İdare bu şekilde en üst kıdemden verilen emirlerin basamak basamak alt kıdemlere ulaştırılmasıyla gerçekleştirilirdi. Her kıdem bir üst kıdemden gelen emirleri uygularlardı.[20]

Önceleri Kazakistan ve Sibirya gibi büyük bölgeleri zapt eden çarlığın acımasız yönetim için geliştirdiği sömürü makinesi, eski tecrübelerine dayanarak Orta Asya’da mükemmel çalışmaya başladı. Çarlık Rusyası “Yedisu ve Sır-Derya Bölgeleri Yönetimi Hakkındaki Nizamname” (1867), “Türkistan İli Yönetimi Hakkındaki Nizamname” (1886) ve “Step İli Yönetimi Hakkındaki Nizamname” (1891) gibi belgelere dayanarak Kırgız soyluların (manap) iktidarının veraset etme haklarını tamamen sildi.[21] Ayrıca 1886-1891 yıllarındaki tüzükle valiler volost ve köy idarecilerini seçimsiz atama yetkisine de sahip oldular.[22]ali yeni yazı

Kırgızistan’da Rusların iktidarı sağlamlaştıkça yerli halkla ilgili Rus kanunları da acımasızlaşmaya başladı. Mesela 1907 yılındaki seçim kanunlarına göre Türkistan’ın bütün halkı kendi temsilcilerini Devlet Dumasına seçme hakkından mahrum edildi. Kırgızistan ile birlikte Orta Asya halkları ‘siyasi gelişmemiş’ diye ilan edilerek seçme haklarından tamamen mahrum edildi.[23]

Rusların getirdiği yeni idari bölgeler pek çok karışıklığı da beraberinde getirdi. İlk başlarda volostlar kabilelere göre yapılmıştı. Sonraları bir idari birim suni olarak iki boyu içeriyordu. Yani geleneksel Kırgız düzenine aykırıydı.[24] Bu suni ayrım volost içinde bitmeyen iç mücadeleler ve savaşların sürüp gitmesi için kasten ayarlanmıştı. 1867 Tüzüğü’ne dayanarak mahkeme ve askeri mahkeme komisyonları kurulmuştu. Bunlar ise Rusya İmparatorluğunda yürürlükte olan kanunlara dayanıyorlardı.[25] Rusya’nın devlet çıkarlarını ve imparatorluğun kanunlarını muhafaza etmekte olan uyezd mahkemeleri ve askeri mahkeme komisyonlarının dışında yerleşik Kırgızlara kazı mahkemeleri, göçebe halka ise biylerin mahkemelerini muhafaza etme izni verilmişti. Kazı(Kadı), mahkeme işlerinde Kur’an ve şeriatı, biy ise örf adet ve geleneklere dayalı hukuk kaidelerini esas ediniyordu. Onlar işgalcilerin henüz yeterince ilgisini çekmeyen, tamamen yerel ve özel tartışmaları çözüyorlardı.[26] Yerel mahkemelerin (biylerin) nahiye yöneticileri tarafından kontrol edilerek yapılan kurultayı mevcuttu. Her idari köyden bir ‘biy’ (hakim) 3 yıl süreyle seçiliyordu. Ancak onu da vali onaylıyordu.[27] Volostlarda biylerin sayısı ev sayısına bağlı olarak 8’e kadar çıkabiliyordu. Köy idaresindeki biyler 100 rubleyi aşmayan davaları çözerlerdi, 1000 rubleye kadar olanları volostlar, 1000 rublenin üzerindeki davaları da olağanüstü toplantılarla uyezdler çözerdi.[28] Bu biylere maaş verilmiyordu. Hiçbir şey rüşvetsiz yapılamaz hale getirilmişti. Kırgızlar ya da genel olarak “tuzemtsiler” gerçeği hiçbir yerde bulamazlardı. Karşılaştıkları bütün problemler sonucunda tamamen haksız duruma düşmekten kurtulamazlardı. Vergi, sulama işleri, ormancılık konuları halkı soymak, ezmek için uygun birer kılıftı. Bu konularda çok basit tartışma karşısında bile, “ceza” veya hazine için anında “toprağı elden alma” işlemi uygulanırdı. Bu yüzden seçimler beraberinde ikiyüzlülüğü, satılmışlığı ve entrikaları getirdi. Hatta “atkaminer” denilen farklı bir insan grubu bile meydana geldi.[29] Bu yeni sosyal tabaka sadece iş takipçiliği yaptığı halde yeni toplumda kendisine yer bulabildi.

 

Rus memurlarının bozkıra geldiklerinde yemekleri için uyezd idaresinin herhangi bir para ödememesi gibi sıradan bir uygulama misafirperver bir halk olan Kırgızlara zorla dayatılıyordu. Bozkırın her yanına dağılan Rus memurlarını yerli halk ağırlamak zorunda idi. Seçim döneminde ise uyezd başkanına büyük ziyafetler halkın cebinden hazırlanıyordu. Uyezd başkanının tercümanı ya da sekreteri başkanın neler sevdiğini önceden liste halinde hazırlayıp veriyordu. Başkan ailesi, akrabaları, tanıdıkları ve 20 kadar adamıyla gelir ve Kırgızların hesabından bütün hafta yiyip içerek sarhoş olurdu.[30]

Rüşvet sıradanlaşmıştı. Rüşvette bir sistem kurulmuştu. Köydeki fakir ve orta haldeki adam köyün starçınına, starçın boluşa, o tercümana, tercüman uyezdin başkanına, başkan bir üstüne rüşvet veriyordu.[31] En alt görevde çalışan tercüman ve muhafızlar maddi durumu iyi olanlardandı. Ve bu da rüşvetin sayesinde idi. Hiçbir yerde seçim büyük rüşvetler olmadan yapılamazdı.

Kırgızların karşı karşıya kaldıkları geleneksel düzenden uzaklaşan yeni toplumsal düzen ve bu yeni yapılanma makro boyutta büyük bir değişimi dayatmanın da ötesine giderek yerli halkın birebir yaşamlarını etkileyecek hale gelmişti. Toplumsal hayatın her boyutunda bu yeni hayat tarzı, yani Rus mantalitesi hakim olmaya başlamıştı. Bu yeni duruma uyum sağlamak, gönüllülükten daha ziyade şartların da zorlamasıyla bir mecburiyet halini alıyordu.[32] Kırgızistan’ın idari ve bölgesel bölünmesi ise hiç şüphesiz Çarlığın bu sömürgeci iktidarını güçlendirmek içindi.[33] Fakat bunlarla birlikte Kırgız toplumuna birçok yenilik de girdi. Örneğin; halkın üst kademe soylulara olan bağımlılığıyla ilişkili ve bağlantılı olarak soyluların yüz yıllık gelenekleri kademe kademe kaybolmaya başladı. Yönetime seçim sisteminin girmesiyle daha önce zenginler ve manaplar tarafından sürdürülen veraset usulü ortadan kalktı.[34] Boylar arasındaki kanlı çekişmeler durduruldu, böylece çiftçiler rahatça ekip biçmeye başladılar. Diğer taraftan Kırgızistan’a gelen göçmenler sayesinde yerli halkta yerleşik hayata geçmeye başladı.[35]

Dipnotlar

 

[1] V. M. Ploskih, D. D. Cunuşaliyev, İstoriya Kırgızov i Kırgızstana, Bişkek 2009, s. 170.

[2] A. Asankanov, A. Bedelbayev vd., Kırgız Respublikasının Tarıhı, Bişkek , s. 177.

[3] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, Frunze 1986, s. 100.

[4] A. A. Asankanov, İstoriya Kırgızistana (s drevneyşih vremen do naşih dney), Bişkek 2009, s. 239; Muratbek Koşoyev, Kırgız Eli Tarıhı Cana Ruhu, Bişkek 2006, s. 181.

[5] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 101.

[6] S. Begaliev, “Basmaçestvo: Novıy Vzglyad”,  Kırgızı i Kırgzstan: Opıt Novogo İstoriçeskogo Osmısleniya, Bişkek 1994, s.109.

[7] B. Camgerçinov, V. P. Şerctobitov v.d., İstoriya Kirgizii, Frunze 1967, s. 68-69.

[8] Begaliev, a.g.m., s. 108.

[9] R. Doronbekova, V. Mokrinin, V. Ploskih, Kırgızdardın cana Kırgızstandın Tarıhı, Bişkek 1993, s. 156-157; Ploskih, Cunuşaliyev, a.g.e., s. 170.

* Uyezd: Volosttan büyük idari birim.

* Volost: 1000-2000 arasındaki ev sayısından oluşan idari-yerleşim birimi.

* Çarlık Rusya’nın getirdiği yeni idari birimlerde köyler 100-200 arasındaki ev sayısından oluşuyordu.

[10] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 102.

[11] Asankanov, a.g.e., s. 239.

[12] C. M. Malabaev, Kırgız Mamleketinin Tarıhı, Bişkek 1999, s.112-113.

[13] Ploskih, Cunuşaliyev, a.g.e., s. 170.

[14] T. N. Ömürbekov, Kırgızstandın Tarıhı, Bişkek 2011, s. 296; Asankanov, Bedelbayev vd., a.g.e., s. 177; Asankanov, a.g.e., s. 240.

* Starşina: Başkan. Kırgızlar starşinaya ‘ıstarçın’ diyorlardı.

[15] Muhammed Emin Yazı, ‘’Çarlık Döneminde Kırgızlar (1852-1917)’’, Fırat Üniversitesi SBE, Elazığ 2007 (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), s. 61-62.

* Manap: zengin boy başkanı. XVIII yy.sonu-XIX. yy. başında ortaya çıktılar.

* Biy: Köy mahkemelerinde örfi davalara başkanlık edip, örf-adetle ilgili konularda hüküm veren kişi.

[16] Camgerçinov, Şerctobitov v.d., a.g.e., s. 68-69.

[17] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 102.

[18] Baymirza Hayit, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadeleleri Tarihi, Ankara 1995, s. 157; P. P. Litvinov, “K Voprosu ob Organizatsii Administrativnogo Upravleniya Rossii na Vostoçnom Pamire (konets XIX-naçala XX v.)”, İz İstorii Dorevolutsionnogo Kirgizistana, Frunze 1985, s. 78-79.

[19] B. Baybulatov, Sotsiyalno-Ekonomiçeskiy Stroy Kirgizii do Velikoy Oktyabrskoy Sotsialistkoy Revolyutsii, Frunze 1958, s. 19.

[20] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 103.

[21] Begaliev, a.g.m., s.109; İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 100-101.

[22] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 103.

[23] G. İ. Broydo, “Vosstanie Kirgiz v 1916 g.” Vosstanie Kirgiz i Kazahov v 1916 Godu, Bişkek 1996, s. 89-90, 94

[24] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 103

[25] Broydo, a.g.m., s. 89-90, 94.

[26] A. Kaan, S. Begaliyev, Kırgızstandın Tarıhı, Bişkek 1996, s. 58.

[27] A. Sıdıkov, “Kratkiy Oçerk İstorii Razvitii Kirgizskogo Naroda”, Abdıkerim Sıdıkov-Natsiyonalnıy Lider, Bişkek 1992, s. 82.

[28] İstoriya Kirgizskoy SSR, Tom II, s. 102.

[29] Sıdıkov, a.g.m., s. 82.

[30] L. V. Lesnaya, 1916-cılkı Kırgızstandagı Kötörülüş, Bişkek 1996, s. 71.

[31] Bak. E. Mederbekov, Kızıl Calın, Frunze 1987.

[32] K. K. Karakeev, “İstoriçeskoe Znaçenie Vosstania 1916 g. V Sredney Azii i Kazahstane”, Kırgızı i Kırgzstan: Opıt Novogo İstoriçeskogo Osmısleniya, Bişkek 1994, s. 130.

[33] O. C. Osmonov, İstoriya Kırgızistana (s drevneyşih vremen do naşih dney), Bişkek 2005, s. 294.

[34] Asankanov, a.g.e., s. 240; Osmonov, a.g.e., s.294.

[35] Koşoyev, a.g.e., s. 183.

Çarlık Rusya’nın Kırgızistan’da izlediği Toprak ve Göçmenler Politikası

Ali TORAMAN

 

ÖZET

Çarlık Rusya, Kırgızistan’ı iki aşamada; ilk etapta kuzey kısmını, ikinci etapta güney kısmını istila ettikten sonra burada kendi sömürü düzenini yaratmak için toprak ve göçmenler konusunda birtakım politikalar uyguladı. Bunun için öncelikli olarak yerli halkın elinden toprakları alınıp, daha sonra buraya göç ettirilen Rus ve Ukraynalı köylülere dağıtıldı. Bu dağıtım da adilane bir şekilde yapılmamış, göçmenlere dağıtılmak üzere yerli halkın elindeki verimli ve sulak araziler tercih edilmiştir. Kırgızların yaşam alanları daralmış, kendi memleketlerinde ikinci sınıf insan konumuna düşmüşlerdir.

Topraklara el koymanın yanında göçmenler politikası da Çarlık Rusya’nın başka bir sömürü düzeniydi. Çarlık Rusya, göçmenleri bu topraklara yerleştirerek hem bölgenin Ruslaşmasını hem de yeni aldığı yerlerde kendine yönetim ve düzen için bir dayanak oluşturmayı amaçlamaktaydı. Zira göçmenlere en verimli araziler verilirken aynı zamanda vergiden de muaf tutulmuşlar, ayrıca göçmenlere maddi yardım yapılmış ve bölgede zenginleşmeleri ve söz sahibi olmaları sağlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Kırgızistan, Çarlık Rusya, toprak, politika.

1- Toprak (Arazi) Politikası

Çarlık Rusya, Kırgızistan’ı iki aşamada istila etmişti. Birinci aşama 1856’dan 1867 yılına kadar olan dönemi kapsar ki, bu dönemde şimdiki Kırgızistan’ın kuzey kesimlerinin istila edildiği dönemdir. İkinci aşama ise bu yıllardan 1876-77’ye kadar olan süreçtir. Bu süreçte ise şimdiki Kırgızistan’ın güney kesimlerinin istila sürecidir. Güney Kırgızistan’ın istilası 1877’de Kurmancan Datka idaresindeki Altay Kırgızlarının boyun eğdirilmesiyle son bulmuştur. Kırgızistan’ın istilasından sonra tüm Türkistan’da olduğu gibi burada da idari, ekonomik, eğitim, arazi vb. alanlarda hızlı bir değişim ve sömürü politikası uygulanmaya başlandı. Bu sömürü politikalarının birisi de arazi ve toprak politikasıydı.

Rus istilasının hemen öncesinde, XIX. yy.ın ortasında Kırgızistan’da üç tür arazi vardı. 1- Devlet arazisi; kanunlarla halka kullanması için verilen ve bundan hazineye vergi alınan, işlenen ve işlenmeyen tüm arazileri ve aynı şekilde meraları içine alan araziydi. 2- Özel araziler; hukuki kurallarla devletin sadece yüksek arazi sahibinden elde edilebilirdi. Bu arazilere üç yolla sahip olundu; a) boş yatan araziyi gerektiği şekilde canlandırma ve sulama yoluyla, b) devlet yöneticisinden veya bir başkasından satın alma yoluyla, c) yönetici tarafından hizmetine karşılık kişiye bağışlanması yoluyla. Mülk arazileri vergisi alınan ve alınmayan olarak ikiye ayrıldı. 3- Vakıf arazileri; dini kurum ve din adamlarına verilen arazilerdi. Yerleşime açık ve kapalı olarak ikiye ayrılırdı.[1]

Çarlık iktidarından sonra ise ekonomik uğraş alanı göz önüne alınarak Kırgızistan arazisi üçe bölündü. 1-Çiftçilik, 2-Hayvancılık 3-Hayvancılık ve çiftçilik. Bunda şu aralık göz önüne alındı; volostlarda[2]; çalışan bir erkek başına ortalama 15 baş hayvandan yukarı ve 1 desatina[3] ekim alanından az olan yerler göçebelik veya hayvancılıkla bağdaştırıldı. 5 hayvandan az ve 2 desatina ekim alanından fazla olan yerler çiftçilikle bağdaştırıldı. Diğer tüm varyantlar ise çiftçilik-hayvancılık veya hayvancılık-çiftçilik olarak sayıldı.[4]

Çarlığın, Kırgızistan’ı almasının asıl amaçlarından birisi onun izlemiş olduğu sömürgeci arazi siyasetinden anlaşılmaktadır.[5] Kırgızistan’da Çarlık hükümetinin sömürü politikası özellikle arazi sorununun çözümünde kendini açıkça gösterir.[6] Çünkü Türkistan’da Çarlık iktidarının sağlamlaştırılmasında sadece idari yönetimi değil, aynı zamanda yeni bölgedeki milyonlarca yerli halkın kaderiyle ilgili karmaşık ve kritik arazi sorununu da organize etmek gerekiyordu.[7] Kırgızistan’ın, Rusya’ya ilhak edilmesinin hemen ardından Kırgızistan topraklarına Rus köylülerinin göçü başlamıştı. Göçmenlerin toprak kullanım sistemleri için özel yönetim oluşturuldu, arazi ve toprak incelemeleri yapıldı.[8] Çar iktidarı göçmen politikasına ek olarak bu bölgede hammadde ve pazar arayışı amacına yönelik olarak onun iç politikası, ekonomik durumu, doğal ve iş gücü kaynakları hakkında sağlam bilgilere sahip olma ihtiyacı duydu. Bu amaçla XIX. yy.ın ikinci yarısında Kırgızistan’a 250 araştırma gezisi düzenlendi.[9] Kırgızistan’ın tamamında ve özellikle Issık-Köl bölgesinde bir dizi araştırmalar yapıldı.[10] Çarlık Rusyası, Kırgızistan’ın incelenmesi için birçok araştırmacı bilim adamı gönderdi bunların içinde; “Coğrafyacı P. P. Semenov Tyan-Şanskiy, Hayvanbilimci İ. A. Severtsev, Jeolog İ. V. Muşketov, Coğrafyacı ve Botanikçi A. P. Fedçenko, Tarihçi V. V. Bartold, Türkolog V. V. Radlov, Eğitimci Ç. Valihanov” yer aldı.[11] Onlar Kırgızistan’ın tarihini, edebiyatını, dilini, etnografisini öğrendiler, o zaman tamamıyla belirsiz olan doğal zenginliklerini, bitkilerini ve canlılar dünyasını incelediler.[12] Bununla birlikte XX. yy.ın başında bu bölge için özel araştırma yapıldı. Bu araştırma “İskan Dairesi ve Arazi Bölümü” tarafından çiftçilik için yeni verimli arazilerin belirlenmesi amacıyla yapıldı.[13] İncelemelerin ardından çarlık yöneticileri su kaynaklarına ve geçiş yollarına yakın, çiftçilik için en uygun ve verimli yerleri yerli halkın elinden alarak Rus ve Ukraynalı göçmenlere verdiler.[14] Göçmenlere verimli ve sulak araziler verilirken yerli halka da kurak araziler kalıyordu. Bu da doğal olarak verimsiz yerlerdeki ekincilikten kâr getirmiyordu. Meselâ 1914 yılında Yedi-Su’da bir ailenin yıllık varidatı, Kırgızlarda 469 ruble iken en verimli yerlerde oturtulan Ruslarda ise 1018 ruble idi. Kırgız, bütçesindeki bu eksikliği hayvan beslemekle kapatmak istese bile, onun da yolu kapanmakta idi.[15] Çünkü hükümet, Kırgızların temel uğraşlarının konar-göçer hayvancılık olduğuna bakmaksızın ekilebilir arazileri ve otlakları yerli halkın elinden aldı. Hayvan yetiştiricileri hayvanları için iyi mera otlakları ararken sık sık konaklama yerlerini değiştirdiler, konaklama alanlarının büyük kısmı geçici olarak boş kaldı. Bu da devlet memurlarına boş arazileri alma vesilesi oldu.[16] Yerli halkın topraklarına el koymanın başka yolu da yerli halka emlak arazilerini satma ve satın alma hakkının verilmesi idi. Fakat toprak satın alma hakkı bir tek Hıristiyan Rus uyruklulara verildi. Yerli halkın arazileri ise devlet arazisi olarak kabul edildi. Bundan maksat yerli halkı araziden yoksun bırakıp, onların elindeki arazileri boş arazi diye ilan etmekti. Bu da Rus ve Ukraynalı göçmen çiftçileri boş yerlere göçürme hakkını doğurdu. İtirazları ve karşı çıkmaları önlemek için de bu araziler devlet arazisi sıfatıyla göçmenlere ebedi kullanma hakkıyla verildi.[17] Bölgenin devlet mülkiyetine tanınan tüm arazi kaynakları Çarlığa hizmet etti, daha sonrasında ise hukuka dayanarak toprak parçalarına göçmen fonu adı altında zorla el koydular.[18] Büyük orandaki verimli ve uygun yerlerdeki araziler göçmenlere dağıtılmak üzere yerli halkın kullanımından kaldırıldı. Bununla birlikte yerli yöneticilerin kendi yararlarına göre ve açıkça kötüye kullanarak vergi almaları yerli halk için felaket oldu.[19] Kırgızlar kendi memleketlerinde ikinci sıraya itildi. Çarlık Rusya bu göç politikasıyla; bir taraftan Kırgızistan’da Rus nüfusunu artırıp sömürü siyasetini onlara dayanarak yürütmeyi amaçlarken, diğer taraftan Rusya’nın merkez bölgelerindeki tarım problemini çözmek ve Rus çiftçilerinin arazi için mücadelelerini önlemek amacıyla onlara yeni yerler vermeyi planlamıştı.[20] Çünkü sadece 1897-1917 yılları arasında Rusya’nın Avrupa kısmının nüfusu iki kat artmıştı. Bazı bölgelerdeki iş gücü fazlalığı % 76’ya kadar çıkmıştı. On binlerce köylü iş bulma imkanını kaybediyordu.[21]

Çarlık yönetimi 1867-1891 yıllarındaki yönetmelikle tüm göçebe topraklarının devlet malı olarak tanınmasını kabul ederken aynı zamanda göçebelerin ve yarı göçebelerin tüm yerleşim alanları yaylak ve kışlak olarak bölündü. Mevzuatın ortak kullanım formu araziyi yazlık ve kışlık olarak veya uyezd ve çiftlik arazisinin kışlık ve kültürel kullanım ilişkisine göre ayırarak devlet temelinde belli yasalara göre belirledi.[22] Aynı zamanda Rus istilasından önce şahıslara ait olan mülk arazi ve kurumlara ait vakıf arazi de kaldırıldı.[23] 1886 ve 1891 yönetmelikleri boyunca kışlık ve kültür arazisini volostlar, köy halkı ve farklı işletmeler arasında dağıtma hakkı, özel bir toplantıyla feodal ve varlıklı nüfusun sözcüsü olan volostlardan ve köylerden seçilen insanlara verildi. Doğal olarak arazi ihtilafı da onların lehine çözüldü.[24]

Bu feodaller toprakları kiraya verme hakkına da sahipti. Belli bir para karşılığı topraklar yerli halkın kullanımı için kiralanırdı,[25] kira ücretini de Çarlık kanunlarına göre kendine alırlardı. Kiraya verilen topraklar içinde ise sadece göçebelerin kışlık konaklama toprakları yer aldı ve buralar 30 yıllığına kadar kiralandı.[26] Toprakların bu şekilde kiralanması fakir halkı topraksız bıraktı. Örneğin; büyük manaplardan[27] biri olan Özbek’in oğlu, Bişkek sakinlerine 300 desatina çayırlık alan kiraladı ve karşılığında 800 ruble aldı, bunun sonucunda Kırgız boylarından bazıları çayırsız kaldı. 1912 yılında Prjevalsk uyezdinin[28] sadece bir volostunda Kurmentinsk’te manaplar tarafından 1099 desatina alan göçmenlere kiraya verildi, yerli halk ise topraksız kaldı. Gelirleri de her zaman olduğu gibi feodallerin yararına kullanıldı. Verimli arazilerden yoksun bırakılan yerli halk kölelik koşulları olan feodallerden toprak kiralamaya ihtiyaç duydular. Sıklıkla da önceleri kendilerine ait olan mera alanlarını kiraladılar. Yerli halk bunun hakkındaki şikayetlerini Cumgalsk volostunda 10 Ekim 1911’de şu şekilde dile getirdiler: “Bizim hayvanlarımız otlak yetersizliğinden dolayı yavaş yavaş yok olmaya başladı ve sonunda biz kendi topraklarımızı kiralamak ve büyük paralar ödemek zorunda kaldık.” Zira bu volostta 1910 başlarında 2269 desatina arazi yıllık 3000 rubleye kiralanmıştı. Çoğunlukla bir feodalden bir sezonluğuna arazi kiralayan fakir birisi bu arazisini sahibinin iş aletleriyle işlerdi. Bazen de arazi sahibi kiraladığı arazi karşılığına süt, kımız gibi şeyler alırdı. Bunun ürün karşılığı yapıldığı da olurdu, bu durumda arazi sahibi ürünün yarısını alırdı. Nadiren de olsa ürünün üçte birinin toprağı kiralayan fakire kaldığı olurdu. Buradan anlaşıldığına göre toprakların genel kullanımı kısmen büyük hayvan sahibi olan feodallerin sorumluluğundaydı. Zengin ve manaplar en iyi toprak parçalarına sahiptiler. Bu da toprakların formalite olarak topluma ait olduğunu, fakat fiili olarak kullanımının feodallerin elinde olduğuna şahitlik eder. Toplumun ve çiftliklerin kullanımına ise kurak araziler kaldı. Platoluk alanlardan ve dağ eteklerinden genellikle fakir çiftlikler faydalandılar. Köy toplumunun her üyesi, kurak alanlardan istediği boş bir toprak parçasını işleyebilirdi. Çarlığın bu uygulamaları feodallerin daha da güçlenerek verimli arazilere sahip olmalarına neden olurken fakir insanların da iyice ezilmelerine sebep oldu. Toprakların genel kullanım düzeni emekçi köylüleri sömürmek için elverişli şartlar yarattı.[29] Toprakların kiraya verilmesi, yerli halkın elinden topraklarının alınması amacına yönelik olduğu gibi, göçmenlere toprak sağlama amacını da güdüyordu.[30]

Bunların yanı sıra özel mülkiyete ait topraklar da vardı. Bunlar genellikle bireylere ait çiftliklerin kullanımında olan topraklardı ve babadan erkek çocuğa miras olarak kalabilirdi. Bu miras olarak kalan topraklar oğullar arsında eşit olarak bölünürdü. Çoğu durumlarda henüz baba haytayken, evli olan büyük oğullar ayrı hanelere bölünürlerdi. Küçük oğul ise babasının ölümüne kadar onunla kalırdı ve tek mirasçı olurdu. Kız çocukları ise miras hakkına sahip değillerdi, mirastan pay almazlardı, fakat sadece bir durumda; eğer bekarsa o zaman mirastan bir erkeğe düşen payın yarısı kadarını alırdı. Eğer ölenin arkasında miras bırakacağı oğlu ve kızı yoksa o zaman miras hakkı yakın akrabalarına geçerdi. Özel mülkiyette olan bu topraklar serbestçe satılabilir ve satın alınabilirdi.[31]

 

2- Göçmen Politikası

Rus köylü göçmenlerin ilk büyük sömürgeci hareketleri Kırgızistan’ın kuzeyinde; Çüy ve Issık-Köl bölgelerinde 1860-1870 yıllarında, Talas vadisinde 1880-1890’da ortaya çıktı. Kırgızistan’ın güneyinde ise 1890-1900 yıllarında gerçekleşti. İkinci büyük Rus köylüleri göç hareketi ise birinci Rus Devriminden (1905-1907) sonra gerçekleşti. Bu şekildeki oluşumla 1915’e kadar Kırgızistan’ın tüm bölgelerine Rus köylü göçmenleri yerleştirildi.[32] Göçmenlerden her bir aileye toprak bölünüp verildi, ayrıca Çarlık hükümeti bu göçüp gelenlere para yardımı yapıp, onları vergiden muaf tuttu.[33] Her bir göçmene (erkek nüfus başına) 15 desatina toprak (30 desatine vermesi kararlaştırılmış, bunun 15 desatinası yedek olarak ayrılmıştır, ilk kullanım olarak 15 desatina verildi) ve 100 ruble para dağıtıldı.[34] Kısa zamanda Rus göçmenler arasından zenginleşenler oldu ve bir süre sonra toplum arasında bölünmeler yaşandı, Ruslar, Kırgızları ikinci sınıf insan olarak görmeye başladılar ve “Tüzemliler” diye adlandırdılar, Kırgızlar ise Ruslara “Gayrimüslim” derlerdi.[35]

Reform sonrası dönemdeki göçmen sorunu hükümetin odak noktası oldu. Çarlığın göç politikası birkaç etaptan oluştu. İlk dönemlerde iktidar kendi iç durumunun ekonomik ve politik çıkarına uygun olarak göç hareketini teşvik ederken daha sonra sınırlandırdı ve engelledi. Bölgeye köylü göçmenlerin süratle yerleştirilmesi hedefiyle ve burada varlıklı işletmelerin büyük ve sağlam bir tabakasını oluşturma umuduyla Çarlık idaresi ilk başlarda büyük ebatlı arazi taksimi yapmayı temel edindi. Göçmenler tüm vergi ve yükümlülükten hariç tutuldu. Türkistan’da Çarlığın sosyal dayanağı olan kulakları[36] kurmak için kredi ve diğer tüm gerekli şartlar sağlanarak göçmenler desteklendi.[37] Çarlık yönetimi Issık-Köl ve Çüy bölgelerinde kendi iktidarını sağlamlaştırmak için varlıklı köylülerden amacına yönelik bir tabaka oluşturmaya çalıştı.[38] Her köylü göçmene ilk başta 30 desatina toprak verilmesi, 15 yıl vergiden ve askerlikten muaf tutulması da bu amaçla yapıldı. Sadece Bişkek ve Prjevalskiy uyezdlerinde 1896 yılında 26 Rus köyü ortaya çıktı, 1980 yılına göre de göçmen sayıları iki kat arttı.[39] Henüz 1884’iken Kırgızistan’daki göçmen sayısı 15,000’e çıkmıştı, 1985’e gelindiğinde bu sayı 35,569’a ulaştı.[40] Vergi ve askerlikteki ayrıcalık aynı zamanda Almanlara da uygulandı. 1879’dan itibaren Almanlar da göçüp yerleşmeye başladı. Almanlar, Türkistan Genel Valisi Von Kaufman’a başvurarak her türlü devlet hizmeti, askerlik ve vergiden muaf tutulmalarını istediler. Kaufman da bu isteklerini kabul ederek onlarında diğer Rus ve Ukraynalı göçmenler gibi bu yükümlülüklerden muaf tutulmalarını bildirdi.[41]

1865 yılından itibaren başlayan ülkenin bu sö­mürgeleştirilme hareketi belirli bir şekilde hızlandırıldı. Sömürgeleştirme, belirli bölgelerle sınırlı değildi. Rus askerî ve ikti­sadî menfaatlerinin bulunduğu her toprak parçasına el konuluyordu. Bu nedenle 1867’den sonra, mesela Issık-Köl Havzası’nın Ruslarla is­kân edilmesine gayret gösterildi. Issık-Köl Havzası’nın Rus göçmenlerle iskânı, Rusya’ya, ilerde Doğu Türkistan’da yürütülecek siyaset bakı­mından stratejik çıkarlar sağlayabilirdi. Türkistan’a gelip yerleşen göçmen ailelerin de % 90,9’u parasız; % 36,7’si de malı mülkü olmayan kimselerdi.[42] Zaten gelenlerin çoğunun yerleşmesi de bundandı, çünkü bir kısım parası olanlar tekrar gitmişlerdi.[43]

Kırgızistan’ın merkezine yapılan göçlerle kısa zamanda Lebedinovskiy, Belevodskiy, Preobrajenskiy, Teplokluçenskiy v.b. yerleşimler peyda oldu. 1885’de Issık-Köl uyezdine artık 6, Bişkek’te 10 Rus yerleşimi vardı. 1870-80’li yıllarda göçmenler Talas vadisine yönlendirildi, orada Voznosenskiy, Dimitriyevskiy, Pokrovskiy, Nikolayevskiy köyleri ortaya çıktı. Yüzyılın sonlarında özellikle 90’lı yıllarda göçmenlerin sayısı çoğaldı. İlk Rus kasabası XIX. yy. sonunda, 1905’te Rus köylülerinin kasabasının artık 25’e kadar yer aldığı Kırgızistan’ın güneyinde ortaya çıktı.[44] 1868-1883 yılları arasında 36 Rus yerleşimi ve 2500 de Rus aile mevcuttu.[45] Çarlık hükümeti yine 1905’te “Göçmenler Yönetimi” adında yönetmelik hazırladı. Bu yönetmelikle 1916’ya kadar Issık-Köl, Karakol ve Bişkek’teki verimli tarım arazilerini Rus göçmenlere dağıtıldı.[46] Rus göçmenleri yerleştirilirken, yerli çiftçilerin tarla ve otlakları zapt olunur, evleri işgal edilir ve kendileri de çöl­lere kovulurdu. Bazen böylelikle gasp olunan yer­ler Ruslar tarafından tamamen ekilmez, mahsulât da evvelki ahalinin aldığı mahsule göre az olurdu. Bu müstevli Ruslar işgal ettikleri, yerleri yerli Türk­lere, Kazak-Kırgızlara kiraya vermeği daha kârlı buluyorlardı. 1910 yılında Yedi-Su’da 5100 aile (yani 30.000 kadar nüfus) olan Kazak ve Kırgız’ın evi yıkılıp, 250.000 desatina toprak vahşicesine gasp olunmuş ve kendileri yerlerinden kovulup sahraya atılmışlar; tarla ve otlakları her aileye 40 desatinadan, 6.500 kadar aileden ibaret Rus göçmenlerine verilmiştir. Bu hâdise sırasında yapılan vahşetlerin tüyler ürpertici bir şekilde olduğunu, Rusların kendileri de itiraf ediyorlar. Yedi-Su vilâyetinin ancak Bişkek tümeninde yerli aha­liden 3595 desatina yer, göçmen aileleri için gasp edildi. Halbuki Rus­lardan ancak 2008 aile yerleşip, o kadar toprağın ancak % 38 kadarından istifade ettiler. Böyle pek lüzumsuz surette işgal ve gasp iler­deki göçler için yapılıyordu yahut bir toprak aç gözlülüğü neticesi idi.[47] Rusya’dan gelenler arasında sadece Ruslar değil aynı zamanda Ukraynalılar da vardı. 1897’de Ukraynalılar, Kırgızistan nüfusunun % 1,5 – % 1,7’sini veya 12,600 insanı oluşturuyordu. Aslında 1860-1897 yılları arasında Kırgızistan’a gelen toplam Ukraynalı sayısı 8,000 idi. Geri kalan 4,000 ise artık Kırgızistan’da dünyaya gelen Ukraynalılardı. 1917’ye gelindiğinde ise artık bu sayı 47,400 idi.[48] Yedi-Su bölgesinde XX. yy.ın ilk 10 yılına kadar Rus ve Ukraynalıların sayısı artık 200 bin idi. Rus ve Ukraynalılara ek olarak Dunganlar da göçüp gelmeye başladılar. Dunganlarla birlikte Uygurlar da[49] batı Çin’den göç etmeye başladılar. Şen-si eyaletindeki Dungan isyanı (1862-1877) bastırıldıktan sonra çok sayıda Dungan, Rus uyruğunu kabul etmeye karar verdiler ve birkaç kafile halinde sınırı geçtiler. Duganların ve Uygurların sonraki göç etabı 1890’lı yıllarda Petetburg yolu boyundaki, Rusya tarafından istila edilen İliyskiy bölgesine oldu ve Çine geri gönderildiler. O zaman Dungan ve Uygurların bir bölümü Rusya uyruğunda kalmaya karar vererek Yedisu bölgesine göç ettiler. Dungan gurubu Tokmok uyezdine yerleşip, orada Aleksandrovka köyünü oluştururken diğerleri Pişpek ve Sokuluk’ta kaldılar. Böylece Kırgız nüfusu çok uluslu hale geldi. Bölgenin Kırgız kökenli nüfusunun yanı sıra buraya Rus, Ukraynalı, Uygur, Dungan, Kazak, Rusya’nın Avrupa kısmından göç eden Alman ve Tatarlar, komşu bölgelerden göç eden Özbekler yerleştiler.[50]

Tüm bu göçmen ve toprak politikaları yerli halkı fakirleştirdi. Örneğin; 1911-1912 yılında, Çu Irmağı’nın aşağı bölümündeki dört Kırgız-Kazak nahiyesiyle oradaki Rus nahiyeleri arasında, aşağı yukarı aynı ölçü ile bir karşılaştırma yapılmış ve şu nispetler elde edil­miştir;

Yoksul                        Orta                Zengin

Kırgızlarda;     % 68               % 19                 % 13

Ruslarda;        % 29               % 25                 % 46

Göçebe Türkleri böyle yavaş yavaş artan bir sefalete sürükleyen bu durum, kanunla yaratılmıştı.[51]

Türkistan’da uygulamış olduğu sömürü siyaseti yardımı ile Rusya, Türkistan’ı tam bir Rus vilâyeti haline getirmek istiyordu. Türkistan’ın istilâ edilmesinin önemli sebeplerinden biri, iktisadî zenginliklerini (yeraltı servetleri, ziraat ve hayvancılık, bunlar arasında pamuk, ipek ve karakul kürkü vb.) Rus devlet menfaatleri uğrunda kullanmaktı. Nitekim Rus Hükümeti, ik­tisadî politika konusunda lüzumuna kani olduğu tedbirleri almaktan geri kalmadı.[52] Bununla birlikte yerli halka karşı açık bir düşmanlık da vardı. Zira 1907 yılı martında Rusya ziraat departmanı(umum müdürlü­ğü)nın başmüdürü meşhur Kriukov “Rusya Ziraat Baş İdaresi” mecli­sinde; “Kazak-Kırgızlar Çingiz ve Temürlerin torunlarıdır, bunlar imha edilmelidir” demişti. Ayni yıl Devlet Dumasının en nüfuzlu milliyetçi âzası İkinci Markov, muhaceret komisyonunun ilk kânundaki celsesinde, ayni sözleri şu şekilde tekrar ederek, “Kazak-Kırgızlar Çingiz ve Temürün torunlarıdır. Bunun için, Amerika Kızılderililerine ne gibi muamele yapılmışsa, biz de Kazak-Kırgızlara öyle muamelede bulunmalıyız” demiştir.[53]

Arazinin önemli bölümü, çar memurlarının, girişimcilerin, kulakların, varlıklı Kazakların, Kırgız zenginlerinin ve manaplarının, çarlığa dayanan güvenilir hizmetlilerin payına düştü. Topraksız Kırgızların büyük bölümü tarım işçisine dönüştü ve zengin, manap, kulak, çar memurlarına rençperlik ettiler.[54]

Rusların savaşa giden köylü erkeğinin toprağında çalışması için komşu köyde yaşayan Kırgızlar görevlendirilirdi ve bir zamanlar bu toprakların sahibi durumundaki yerli halk için bu çok acı bir durumdu. Rus’un bütün işlerini bir Kırgız yapmak zorundaydı. Toprağı sürmek, ekmek, sulamak, toplamak ve Rus sahibine hiç zarara uğratmadan bütün mahsulü teslim etmek mecburi bir vazifeydi.[55] Kırgızlar kendi aralarında her volosttan birilerini savaşa giden Rus ailelerine yardım etmeye gönderiyorlardı. Bazı yerlerde işçi göndermeyip Rus kadınlarına para verip kurtuluyorlardı (18-35 som). Bu bedava işçilere olan muamele Samsonovka köyü örneğinde olduğu gibi o kadar kötüydü ki; hatta burada bizzat Rus idarecileri, Rus kadınlarını, Kırgız işçilerinin hiç olmazsa karnını doyurması için zor ikna edebilmişti.[56]

Çüy Vadisindeki Panfilov kolhozundan 1896 doğumlu molla Mergenbaev Meder hatıralarında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Çar’ın adamları Kırgızları çok aşağıda görüyordu. İnsan yerine koymadılar. Ruslar Tokmak’a gelen Kırgızların malına mülküne onları döverek zorla el koyuyorlardı. Bu tip olaylar 1916’ya yakın yıllarda çok sıklaşmıştı.”[57]

Kemin bölgesindeki Lenin kolhozundan 1895 doğumlu Karabaev Toktaalı ise yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “Tölögön ve Seksenaalı adlı Kırgızlar yaylaya giderken nehrin suyu çoğaldığından dolayı Rusların köprüsünden geçerler. Ruslar bizim köprümüzden geçtiniz diye, 12 yılkılarını alıp vermezler. Buna sinirlenen Cunuş adlı genç 12 yılkıya karşılık Rusların 6 öküzünü alır. 2 Rus peşinden gelip ateş edip öldürür. Kırgız genci öldürdüğü için o Rus’u kimse cezalandırmadı. Bu olay 1916 yılında yaşandı. Rusların böyle davranışları Kırgızların dayanma gücünü bitirmiştir.[58]” Bu şekildeki olaylarla halkın memnuniyetsizliği iyice arttı.

KAYNAKÇA

ASANBEKOYE, İ. A., ASANBEKOVA, C. İ., ASANBEKOVA, M. İ., “İz İstorii İzuçeniya Prirodı Priissıkkula Russkimi İsledovatelemi v Vtoroy Polovine XIX – naçale XX vv.”, Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu, Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek, 2008.

ASANKANOV A., İstoriya Kırgızistana (s drevneyşih vremen do naşih dney), Erkin-Too Yayınevi, Bişkek, 2009.

AYTMAMBETOV, D., Kultura Kirgizskogo Naroda Bo Btoroy Polovine XIX i Naçale XX v., İlim Yayınları, Frunze, 1967.

BROYDO, Grigoriy İsaakoviç, “Vosstanie Kirgiz v 1916 g.”, Vosstanie Kirgiz i Kazahov v 1916 Godu, ASABA Yayınları, Bişkek 1996.

CAMGERÇİNOV, B., ŞERCTOBİTOV, V. P., KANİMETOV, A. K., İstoriya Kirgizii, Kırgız SSR MEB Yayınları, Frunze, 1967.

EŞİMBEKOVA, N. S., İstoriçeskiye Osobennosti Evolyutsii Duhovnoy Kulturı Kırgızov, KRSU Yayınları, Bişkek, 2007.

HAYİT Baymirza, Türkistan Rusya ile Çin Arasında, Otağ Yayınları, İstanbul, 1975.

HELİMSKİY, YE. İ., “Pereselençeskoye Dvijeniye i Formirovaniye Ukrainskoy Diasporı v Kırgızstane (60-90-e godı XIX veka)”, Ukraintsı v Kırgızstane, Cilt I, Kırgızistan-Rusya Slovyanskiy Üniversitesi Yayınları, Bişkek 2003, s. 79; N. Gavrilov, Pereselençeskoye Delo v Turkestanskom Kraye (Oblasti Sır-Darinskaya, Samarkandskaya i Fergandskaya), San-Petersburg, 1911.

İLYASOV, S., Zemelniye Otnoşeniya v Kirgizii v Kontse XIX – Naçale XX v., Kırgız SSR İlimler Akademisi Yayınları, Frunze, 1963.

İstoriya Kirgizskoy SSR, Cilt II, Kırgız SSC İlimler Akademisi Yayınları, Frunze, 1986.

KAAN, A., BEGALİYEV, S., Kırgızstandın Tarıhı, Bişkek, 1996.

KENENSARİYEV, Taşmanbet, Ekonomiçeskaya Politika Çarskogo Pravitelstva v Kırgızstane vo 2-polovine XIX – naçala XX vv., Uçkun Yayıncılık, Bişkek, 2009.

KOŞOYEV, Muratbek, Kırgız Eli Tarıhı Cana Ruhu, Bişkek, 2006.

LESNAYA, Ludmila V., 1916-cılkı Kırgızstandagı Kötörülüş, İlim Yayınları, Bişkek, 1996.

MAMBETOVA, B. A., “İstoriya Pereseleniya i Pazmişennaya Ukrainskogo Nasalennya na Teritorii Kirgizstanu”, Ukraintsı v Kırgızstane, Cilt I, Kırgızistan-Rusya Slovyanskiy Üniversitesi Yayınları, Bişkek, 2003.

MANATOV, A., “İstoriçeskiye Znaçeniye İzuçeniya Uçenimi-Puteşestvennikami Kulturı i Bıta Kırgızstana v Period Pricoyedineniya k Rossiyu (seredine XIX-naçala XX vv.)”, Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu, Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek 2008.

MELNİKOV, V. YA., “Narodniye Korni Kırgızsko-Rossiyskoy Diplomatii”, Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu, Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek 2008.

NOGOYBAYEV, U., “Rol Russkih Pereselentsev v Razvitii Kırgızstana”, Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu, Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek, 2008.

OSMONOV, O. C., İstoriya Kırgızistana (s drevneyşih vremen do naşih dney), Bişkek, 2005.

OTTOKUROV, Sabır, Kırgızdar XIX Kılımda, KUU Yayıncılık, Bişkek, 2003.

ÖMÜRBEKOV, Toktorbek, Kırgızstandın Tarıhı, İlim Yayınları, Bişkek, 2011.

SAPELKİN, A. A., Agrarniye Otnoşeniya v Kirgizii v naçale XX. veka (1900-1917 gg.), İlim Yayınları, Frunze, 1977.

Sovetskiy Ensiklopediçeskiy Slovar, Moskova, 1990.

ŞULGA, YE. P., “Dinamika Çislennosti Ukrainskoy Diasporı v Kırgızstane”, Ukraintsı v Kırgızstane, Cilt I, Kırgızistan-Rusya Slavyanskiy Üniversitesi Yayınları, Bişkek 2003.

TOGAN, A. Zeki Velidi, Bugünkü Türk İli Türkistan ve Yakın Tarihi, Enderun Yayınları, İstanbul, 1981.

USENBAYEV, Kuşbek, Obşestvenno – Ekonomiçeskoye Otnoşeniye Kirgizov Vtoraya Polovina XIX – Naçalo XX vv., İlim Yayınları, Frunze, 1980.

[1] Taşmanbet Kenensariyev, Ekonomiçeskaya Politika Çarskogo Pravitelstva v Kırgızstane vo 2-polovine XIX – naçala XX vv., Uçkun Yayıncılık, Bişkek, 2009, s. 12-13.

[2] Volost: Çarlık döneminde 1000-2000 arasındaki hane sayısından oluşan idari yönetim birimidir.

[3] Desatina: 2400 m2 lik alan. Bkz; Sovetskiy Ensiklopediçeskiy Slovar, “Desatina Maddesi”, Moskova 1990, s. 382.

[4] A. A. Sapelkin, Agrarniye Otnoşeniya v Kirgizii v naçale XX. veka (1900-1917 gg.), İlim Yayınları, Frunze, 1977, s. 29.

[5] Toktorbek Ömürbekov, Kırgızstandın Tarıhı, İlim Yayınları, Bişkek, 2011, s. 296.

[6] A. Asankanov, İstoriya Kırgızistana (s drevneyşih vremen do naşih dney), Erkin-Too Yayınevi, Bişkek, 2009, s. 240.

[7] İstoriya Kirgizskoy SSR, Cilt II, Kırgız SSC İlimler Akademisi Yayınları, Frunze, 1986, s. 104-105.

[8] O. C. Osmonov, İstoriya Kırgızistana (s drevneyşih vremen do naşih dney), Bişkek, 2005, s. 294; A. Asankanov, a.g.e., s. 240.

[9] A. Manatov, “İstoriçeskiye Znaçeniye İzuçeniya Uçenimi-Puteşestvennikami Kulturı i Bıta Kırgızstana v Period Pricoyedineniya k Rossiyu (seredine XIX-naçala XX vv.)”, (Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu), Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek, 2008, s. 107.

[10] İ. A. Asanbekoye, C. İ. Asanbekova, M. İ. Asanbekova, “İz İstorii İzuçeniya Prirodı Priissıkkula Russkimi İsledovatelemi v Vtoroy Polovine XIX – naçale XX vv.”, (Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu), Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek, 2008, s. 39.

[11] A. Kaan, S. Begaliyev, Kırgızstandın Tarıhı, Bişkek, 1996, s. 54.

[12] U. Nogoybayev, “Rol Russkih Pereselentsev v Razvitii Kırgızstana”, (Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu), Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek 2008, s. 111.

[13] İ. A. Asanbekoye, C. İ. Asanbekova, M. İ. Asanbekova, a.g.m., s. 39.

[14] O. C. Osmonov, a.g.e., s. 294; A. Asankanov, a.g.e., s. 240; T. Ömürbekov, a.g.e., s. 296.

[15] A. Zeki Velidi Togan, Bugünkü Türk İli Türkistan ve Yakın Tarihi, Enderun Yayınları, İstanbul, 1981, s. 300.

[16] T. Ömürbekov, a.g.e., s. 296; O. C. Osmonov, a.g.e., s. 294; A. Asankanov, a.g.e., s. 240.

[17] Sabır Ottokurov, Kırgızdar XIX Kılımda, KUU Yayıncılık, Bişkek, 2003, s. 259.

[18] İstoriya Kirgizskoy SSR, Cilt II, s. 106.

[19] V. YA. Melnikov, “Narodniye Korni Kırgızsko-Rossiyskoy Diplomatii”, (Sborhik Materialov Konferentsii-220 Let Pervogo Kırgızskogo Posolstva v Rossiyu), Bildiriler, Cilt I, Kırgız Cumhuriyeti İlimler Akademisi, Bişkek, 2008, s. 167.

[20] Muratbek Koşoyev, Kırgız Eli Tarıhı Cana Ruhu, Bişkek, 2006, s. 182-183.

[21] N. S. Eşimbekova, İstoriçeskiye Osobennosti Evolyutsii Duhovnoy Kulturı Kırgızov, KRSU Yayınları, Bişkek, 2007, s. 125.

[22] İstoriya Kirgizskoy SSR, Cilt II, s. 104-105; T. Ömürbekov, a.g.e., s. 296.

[23] T. Ömürbekov, a.g.e., s. 296.

[24] İstoriya Kirgizskoy SSR, Cilt II, s. 104-105; T. Ömürbekov, a.g.e., s. 296.

[25] Kuşbek Usenbayev, Obşestvenno – Ekonomiçeskoye Otnoşeniye Kirgizov Vtoraya Polovina XIX – Naçalo XX vv., İlim Yayınları, Frunze, 1980, s. 100-112.

[26] S. İlyasov, Zemelniye Otnoşeniya v Kirgizii v Kontse XIX – Naçale XX v., Kırgız SSR İlimler Akademisi Yayınları, Frunze, 1963, s. 45, 313, 319.

[27] Manap: O dönemde Kırgızlar arasında boy başkanlarına manap ismi verilirdi.

[28] Uyezd: birkaç volostu içine alan idari yönetim birimidir.

[29] Kuşbek Usenbayev, a.g.e., s. 100-112.

[30] B. A. Mambetova, “İstoriya Pereseleniya i Pazmişennaya Ukrainskogo Nasalennya na Teritorii Kirgizstanu”, Ukraintsı v Kırgızstane, Cilt I, Kırgızistan-Rusya Slovyanskiy Üniversitesi Yayınları, Bişkek 2003, s. 85.

[31] Kuşbek Usenbayev, a.g.e., s. 114, 118.

[32] D. Aytmambetov, Kultura Kirgizskogo Naroda Bo Btoroy Polovine XIX i Naçale XX v., İlim Yayınları, Frunze, 1967, s. 22.

[33] Sabır Ottokurov, a.g.e., s. 221-222.

[34] YE. İ. Helimskiy, “Pereselençeskoye Dvijeniye i Formirovaniye Ukrainskoy Diasporı v Kırgızstane (60-90-e godı XIX veka)”, Ukraintsı v Kırgızstane, Cilt I, Kırgızistan-Rusya Slovyanskiy Üniversitesi Yayınları, Bişkek 2003, s. 79; N. Gavrilov, Pereselençeskoye Delo v Turkestanskom Kraye (Oblasti Sır-Darinskaya, Samarkandskaya i Fergandskaya), San-Petersburg, 1911, s. 2.

[35] Sabır Ottokurov, a.g.e., s. 221-222.

[36] Kulak: Varlıklı, zengin Rus köylüsü.

[37] İstoriya Kirgizskoy SSR, Cilt II, s. 106.

[38] O. C. Osmonov, a.g.e., s. 294.

[39] A. Asankanov, a.g.e., s. 240.

[40] YE. İ. Helimskiy, a.g.m., s. 79.

[41] Sabır Ottokurov, a.g.e., s. 224-225.

[42] Baymirza Hayit, Türkistan Rusya ile Çin Arasında, Otağ Yayınları, İstanbul, 1975, s. 161.

[43] Sabır Ottokurov, a.g.e., s. 222.

[44] B. Camgerçinov, V. P. Şerctobitov, A. K. Kanimetov, İstoriya Kirgizii, Kırgız SSR MEB Yayınları, Frunze, 1967, s. 70-71.

[45] S. İlyasov, a.g.e., s. 129.

[46] Muratbek Koşoyev, a.g.e., s.182.

[47] A. Zeki Velidi Togan, a.g.e., s. 290.

[48] YE. P. Şulga, “Dinamika Çislennosti Ukrainskoy Diasporı v Kırgızstane”, Ukraintsı v Kırgızstane, Cilt I, Kırgızistan-Rusya Slavyanskiy Üniversitesi Yayınları, Bişkek 2003, s. 99-100.

[49] Sabır Ottokurov, a.g.e., s. 221-224.

[50] B. Camgerçinov, V. P. Şerctobitov, A. K. Kanimetov, a.g.e., s. 70-71.

[51] A. Zeki Velidi Togan, a.g.e., s. 311.

[52] Baymirza Hayit, a.g.e., s. 163.

[53] A. Zeki Velidi Togan, a.g.e., s. 305.

[54] B. Camgerçinov, V. P. Şerctobitov, A. K. Kanimetov, a.g.e., s. 70-71.

[55] T. Ömürbekov, a.g.e., s. 177.

[56] Grigoriy İsaakoviç Broydo, “Vosstanie Kirgiz v 1916 g.”, Vosstanie Kirgiz i Kazahov v 1916 Godu, ASABA Yayınları, Bişkek, 1996, s.102.

[57] Ludmila V. Lesnaya,  1916-cılkı Kırgızstandagı Kötörülüş, İlim Yayınları, Bişkek, 1996,  s. 223.

[58] Ludmila V. Lesnaya, a.g.e., s. 229.