makaleler
Pazartesi , 18 Aralık 2017
HABERLER

Yazar Arşivi: Jambil Aymanov

Piyasa Ekonomisindeki Rekabete Hazır Uzman Kadronun Bulunması: Eğitim Kalitesinin Göstergesi

Prof. Dr. Jambil Aymanov

Son bir yıl içerisinde Kazakistan eğitim sisteminde ne tür başarılara imza atılmıştır? Kazakistan, 2010 yılında Eğitim Sistemi Gelişme Endeksi’ne göre 129 ülke içinde Japonya, Norveç ve Almanya’dan sonra 4. sıraya yerleşmiştir. Ülkemiz, BDT devletleri arasında ilk olarak 2010 yılında Astana’da uluslararası matematik olimpiyatlarına ev sahipliği yapmıştır. Yüksek düzeydeki bu bilim yarışmasında takımımız 5.’liği elde etmiştir. Bu başarılar, Kazakistan eğitimi kalitesinin göstergesi olabililir mi? Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Jambıl AYMENOV ile yapılan mülakatımıza bu soruyu sormakla başlamıştık…

– Elbette. Devlet başkanımız, küresel ekonomik krizin tüm dünya ülkelerinde yarattığı olumsuz etkilere karşın eğitim alanına ayrılan kaynakların azaltılmaması konusunda Hükûmetimize doğrudan talimat vermiştir. Bu talimat da kuşkusuz yerine getirilmektedir. Muazzam bir coğrafyada yaşayan ülkemizin dünya uygarlık sistemindeki gelişmelere ayak uydurabilmesi ve yeraltı kaynaklarından verimli olarak yararlanabilmesi için Kazak gençleri çağdaş teknolojileri kullanabilmelidir. Çağdaş teknolojileri kullanabilmek içinse bilgili ve ihtisas sahibi uzman kadrolar yetiştirilmelidir. Kazakistan’ın uluslararası eğitim sürecine girme arzusuyla hareket etmesinin temel nedeni de bundan kaynaklanmaktadır. Sözünü ettiğiniz başarıları, bizim bu yönde yaptığımız ilk adımlarımız şeklinde nitelendirebiliriz. Bunlara ilaveten belirtmek istediğim bir önemli husus, yakında 19 yıllık BDT tarihinde ilk kez başkentimiz Astana’da BDT Devletleri Eğitim uzmanlarının I. Kongresi gerçekleştirilmiştir. Kongreye BDT devletlerinden gelen 230 kişiyle birlikte toplam 500 kişi katılmıştır. Kongre programı çerçevesinde eğitim alanındaki ortak meseleler görüşülerek, 2011-2020 yıllarına yönelik Devlet Eğitim Programı kabul edilmiştir. Son 5 yıl içinde eğitim alanına tahsis edilen kaynak tutarı 230 milyar Tenge’den 746 milyar Tenge’ye artmıştır. Bu da büyük bir başarıdır. Ayrıca 11 Mart 2010 tarihinde Kazakistan Cumhuriyeti, Bologna Süreci’ne girmiş ve Kazakistan’ın 30 yüksek öğretim kurumu Bologna Bildirgesi’ne imza koymuştur. Devlet tarafından ayrılan burslu öğrenci kontenjanı 1085 daha artarak, toplam 35425’e ulaşmıştır. Eğitim sistemini bilişim teknolojileriyle donatım amacıyla 2009 yılında okullardaki interaktif malzeme sayısı 3150 iken, 2010 yılında 3385 adet olmuştur. Ülke genelinde 18 öğrenci başına 1 bilgisayar düşmektedir. Tüm okulların % 98’i İnternet sistemine, % 34’ü ise geniş çaplı İnternet sistemine bağlanmıştır. Bütün bu faaliyetler, eğitim alanını sistemli bir şekilde geliştirme planı kapsamında yapılmaktadır.

– Demek, sizce ülke ekonomisinin ana silâhı, eğitim ve ihtisas sahibi uzman kadrolardır…

– Evet; eğitim, paha biçilemez büyük manevî bir silâhtır. Sadece manevî silâh değil, ayrıca önemli bir üretken güçtür. Eğitim gücüne denk, başka bir fikrî ve manevî güç kaynağının bulunmadığı geçmişten bellidir. Dolayısıyla küresel yeni ideoloji, evvela eğitim gücüne dayanmaktadır. Yeni dünyadaki yeni Kazakistan’ın eğitime öncelik tanımasının temel nedeni de bundan ötürüdür. Eğitim; sadece ilmin temeltaşı değil, bununla birlikte büyük ve itibar sahibi dünya ülkeleriyle rekabet edebilecek devlet konumuna gelme fırsatıdır. Eğitimin olduğu yerde gelişme, yetişme, mükelleşme süreci bir an bile durmamıştır. Eğitimin gelir kaynağı ve iyi yaşam tarzının kökeni olduğunu büyük şairimiz Abay KUNANBAYEV de “Evladının hoşgörülü ve bilgili olarak yetişmesini istersen, malını kıskanma!” diyerek belirtmiştir.
– Haklısınız. Ama zaman geçtikçe eğitim türleri de çoğalmakta ve hem eğitim sistemi hem de bilim anlayışımız karmaşık hale gelmektedir. Ne kadar istesek de bunların hepsini öğrenmek bize nasip edilmemiştir. Bilmek istediğimiz tek şey, gençler hangi yönde eğitim almalıdır?
– Tabii ki, her şey Allah’ın emridir. İhtisaslı uzman kadrolar millî üretimde çalışmalıdır. Günümüzde hem teknolojik hem de teknik araçlar ülkemize yurtdışından gelmektedir. Biz yabancı ülkelerin tecrübe ve deneyimlerinden millî üretimimizde istifade etmeliyiz. Bunun için piyasa ekonomisindeki rekabete hazır uzman kadroların yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Rekabete hazır olmanın ön koşullarından biri, bunun iç mekanizmasını oluşturacak bir sistemin kurulmasıdır. Ülkemizde millî eğitim sisteminin modelini oluşturma yolunda büyük adımlar atılmıştır. Bu konuda uzun zamandan beri bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Yukarıda söz konusu edilen hususları dikkate alarak, Kazakistan eğitim sisteminin temel üç özelliğini ortaya koyabiliriz: Bunlardan birincisi, öğrenciler kazandıkları bilim ve deneyimlerini sürekli olarak geliştirmekte ve yenilemekte; ikincisi, gençlere yaş, yetenek ve imkânlarına göre eğitim verilmekte; üçüncüsü, tüm eğitim faaliyetleri yurtdışındaki gelişmeleri esas alarak uluslararası düzeyde yürütülmektedir. Başka bir ifadeyle, eğitim-öğretim süreci rekabete dayanıklı ve günümüz şartlarına uygun olarak gerçekleştirilmektedir.
Dediğiniz gibi, bilişim teknolojileri alanında gelişmeler hızla ortaya çıkmaktadır. Zaman akışı içerisinde yeni teknolojiler öğrenme konusuna dönüşerek derslerde ele alınmaya başlamıştır. Öğretim elemanları sürekli arayış içinde olmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi alışkanlık haline getirmiştir. Bundan on yıl önce günlük hayatımızda bilgisayarın geniş çapta kullanıma geçeceğinden kimse emin değildi. Fakat durum ortadadır. Bugün bilgisayarsız eğitim-öğretim sürecini düşünmek imkânsızdır. Öyle değil mi? Elbette bu durum, günümüz şartlarının etkisi altında oluşmuştur. Dolayısıyla gelecekte çağdaş eğitim teknolojilerinin devamlı kullanılması gerekmektedir. Bugünkü dünya eğitim sistemi bizden bunu istemektedir. Aldığın bilgi ve kazandığın deneyim, diğer kişilerin bilgi ve deneyimleri ile rekabet edemezse, zaman israf edilmiş demektir.
– Milli eğitim hakkında güzel fikirler ileri sürdünüz. Yurt içinde veya yurt dışında aldıkları eğitimini yabancı üretimde yararlanmakta olan gençlerimizin sayısı artmaktadır. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu?
– Elbette, rahatsız ediyor. Ancak onlara “gitmeyin” diyemeyiz, tam tersine onların gitmemesi için gerekli bilim ve deneyimi aşılamalıyız. Hükûmetimizin gençlik politikasının önemli kısmı millî terbiye ile ilgilidir. Kuşkusuz her kuşak kendi problemlerini kendisi çözmelidir. Ama bu problemlerin ulusal değerler çerçevesinde çözülmesi gerekmektedir ki, gençlerimiz iyi kalpli ve yüksek ruhlu insanlar olarak yetişsinler. Kazak gençlerinin psikolojisi, bilinci ve amaçları, işte bu hukukî terbiye sayesinde oluşturulmalıdır. Toplumsal gelişmelerin hepsi karşılıklı dayanışma, yardımlaşma ve zenginleşmeden ilham almaktadır. Her bir öğretim ve eğitim anlayışının temelinde sevgi ve saygı, rahmet ve şefaat, dostluk ve kardeşlik duyguları yatmaktadır. Gençlik eğitimine odaklanan öğretim elemanları bu amaçları yerine getirme uğruna gayret edecekse, ülkemizde barış ve beraberlik bayrağı daima dalgalanacaktır.
– Teşekkürler!

NOT: Bu mülâkat, 8 Ekim 2010 tarihli “AYKIN” Gazetesi’nin 6. sayfasında yayımlanmıştır.

Prof. Dr. JAMBIL AYMENOV
Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Rektör Yardımcısı