makaleler
Pazartesi , 18 Aralık 2017
HABERLER

Koordinatörlüklerimiz

Özbekistan

 

ozbekistan

Resmi İsmi: Özbekistan Cumhuriyeti

Kendi Dilindeki İsmi: Uzbekistan Respublikasi

Genel Özellikler:

Kıta: Asya

Durum: Birleşmiş Milletler Üye Ülkesi

Başkent: Taşkent

Şehirler: Semerkant

Nüfus: 27,372,000

Yüzölçümü: 448,000 km2

Para Birimi: 1 som = 100 tiyin

Dil: Özbekistan Türkçesi

 

 

20 Haziran 1990 yılında egemenliğini, 1 Eylül 1991 yılında da bağımsızlığını ilân eden Özbekistan cumhuriyetle idare edilmektedir.
Özbekistan Cumhuriyeti Orta Asya’nın merkezinde Ceyhun ve Seyhun nehri ile Aral gölünün meydana getirdiği ova ile Tanrı dağlarının batı eteklerinde yer almaktadır. Kuzey ve kuzeybatısında Kazakistan, doğu ve güneydoğusunda Kırgızistan ve Tacikistan, güneybatısında Türkmenistan güneyde ise Afganistan ile komşudur.

Bütün Türkistan’ın coğrafî ve kültürel merkezi olan Özbekistan, 22 milyona yaklaşan nüfusu ile bölgenin geleceğini elinde tutmaktadır. Çünkü Orta Asya’nın siyasi istikrarı Özbekistan’a dayanmaktadır. Özbekistan’ın iç istikrarını ise homojen nüfus yapısı sağlamaktadır. Taşkent, Moskova, St. Petersburg ve Kiev’den sonra eski Sovyetler Birliği’nin en gelişmiş dördüncü kentidir. Fergana ise, Orta Asya’nın en çok nüfus yoğunluğuna sahip bölgesidir ve bölgeye geniş alilelerden oluşan aşiretler hakimdir.

TAŞKENT

Özbekistan’ın başkenti olan Taşkent, Çatkal dağlarının batısında, Çirçik vadisinde yer alır. Çirçik ırmağına bağlı bir dizi kanal kentin içinden geçer. Taşkent’in ilk kuruluşu M. Ö. 2-1’inci yüzyıla kadar uzanır. Kent kuruluşundan bugüne dek Caca, Çaçkent, Şaşkent ve Binkent gibi değişik adlarla anılmıştır. Taşkent adı, kayıtlara ilk kez 11. yüzyılda geçmiştir.

Orta Asya’nın göz bebeği olan bu kentte bugün çok sayıda araştırma merkezi, akademi ve 1920 de kurulan üniversite vardır. Nevai Edebiyat Müzesi önemli bir merkezdir. Şehirde halen 9 tiyatro bulunmaktadır.

Günümüzde bu kentte bulunan sanayi üretiminin ağırlığını tarım ve tekstil makinalarıyla, tekstil ürünleri gibi pamukla ilgili ürünler oluşturur. Bölgede başta pamuk olmak üzere, buğday, pirinç, sebze ve kavun yetiştirilir. İpek böcekçiliğinin yanı sıra koyun yetiştiriciliği ve besicilik çok yaygındır. Orta Asya’nın en büyük kenti olan Taşkent, batıya ve doğuya giden ticaret yollarının üzerinde bulunması sebebiyle, tarih boyunca kurulan bütün devletlerin ilgi odağı olmuştur.

 

Taşkent, 8’inci yüzyılda Abbasi ordularının eline geçti. 13’üncü yüzyıla kadar çeşitli hanedanların elinde kalan ve 16. asırda Kazakların eline geçerek başkent yapılan Taşkent, bu yüzyılda bütün Orta Asya’yı kasıp kavuran Moğol istilasına uğradı. Bir süre Timur Devleti’nin elinde kaldıktan sonra, Şeybanilerin eline geçen kent, bağımsız statüsünü 1809’da Hokand Hanlığı’nın eline geçinceye değin kurudu.

Taşkent, 1865 yılında Çarlık Rusyası tarafından istila edildi. O tarihte 70 bin nüfuslu ve surlarla çevrili bir kent olan Taşkent, devrin önde gelen ticaret merkezlerinden birisi idi. Taşkent, 1867 yılında Rus İmparatorluğu tarafından oluşturulan Türkistan Valiliği’nin yönetim merkezi yapılırken, bu tarihten itibaren şehir surlar dışına çıkarak yeni yerleşim merkezinde yeniden yükselmeye başladı.
Kaldırımların iki yanına dikilmiş ağaçlar sebebiyle kaldırımlarında gökyüzünü görmeden dakikalarca yürümenin mümkün olduğu şehirde, sıkı bir mimari planlama vardır. Bu sebeple şehirde izin alınmadan tek bir çivi dahi çakmak mümkün değildir.Taşkent’te bugün mükemmel bir metro sistemi, tramvay ve troleybüs ile toplu taşıma meselesi tamamen halledilmiştir. Şehirde merkezi ısıtma ve merkezi sıcak su sistemi vardır. Bundan ötürü hava kirliliği meselesi de hemen hiç yaşanmamaktadır.

GENEL OLARAK ÖZBEKİSTAN

Coğrafî olarak, Orta Asya’nın merkezinde yer alan Özbekistan, güneybatıdaki Amuderya ve kuzeydoğudaki Siriderya Nehirleri arasında uzanan toprakların büyük bölümünü kapsar. Kuzey ve kuzeybatıdaki Kazakistan, doğu ve güneydoğuda Kırgızistan ve Tacikistan, güneybatıda Türkmenistan, güneyde ise Afganistan, güneybatıda Türkmenistan, güneyde ise Afganistan’ın küçük bir bölümüyle çevrilidir. 1936’da kurulan Karakalpak Özerk Bölgesi de Özbekistan sınırları içindedir.

 

Sovyet döneminde olduğu gibi bugün de Özbekistan toprakları idari olarak 12 eyalete ayrılmıştır; Buhara, Navii, Endican, Harezm, Surhanderya, Cizzak, Kaşkaderya, Namangan, Semerkand, Siriderya, Taşkent ve Fergana. Ayrıca ülkede 156 şehir, 104 kasaba ve 1254 tane köy bulunmaktadır.

Orta Asya Cumhuriyetleri’nden biri olan Özbekistan, 447.600 kilometre karelik yüzölçümü ve 22 milyona varan nüfusu ile bölgenin en kalabalık ülkesidir. Eski SSCB içinde de Rus ve Ukraynalılardan sonra en büyük üçüncü “millet” Özbekler olmuştur.

Özbekistan’da 60’tan fazla etnik grup yaşamaktadır. Cumhuriyet içerisinde Kongrat, Nayman, Kineges, Mangıt, Toyak, Saray, Barın, Üç Uruğ, Bugut, Arlat, Kanglı, Kırk, Bataş ve Karakalpak gibi boylara rastlamak mümkündür. Ancak bu boylar arasında evlilikler oldukça sınırlı kalmıştır. II. Dünya Savaşı öncesi 1926-1939 yapılan nüfus sayımları, müslüman halkların nüfus artışının ülke ölçüsünde, Slav kökenli ve diğer halklarınkinin gerisinde kaldığını göstermektedir. Savaştan sonra bu durumda köklü değişiklikler oldu. Bugün de özellikle Özbekistan, nüfus artışı yönünden dinamik toplulukları barındırır. Özbekistan’ın son belirlemelere göre 21.6 milyon olan nüfusunun %69’unu Özbekler, %9’unu Ruslar, %4.7’sini Tacikler, %4.1’ini Kazaklar, %2.4’ünü Tatarlar, %2.1’ini Karakalpaklar ve %7’sini diğer etnik gruplar oluşturmaktadır.

Rus azınlık nüfusu, diğer Türk Cumhuriyeti’ne oranla Özbekistan’da daha azdır. Ruslar, Taşkent gibi büyük metropollerde yaşamakta ve başat mevkiilerde yer almaktadırlar. Özbekistan’daki yönetim kadrosu esas olarak Özbeklerden oluşmakla birlikte teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren yerlerde Ruslar görev yapmakta ve özellikle hizmet sektöründe hakim durumda bulunmaktadırlar. Özbekler ile Ruslar arasında kayda değer bir çatışma yaşanmamış olmasına rağmen, gelecekleri konusunda belirsizlik, Özbekistan’ın Kasım 1993’te ulusal parasını tedavüle koyması ve Özbek yönetiminin Rus azınlığa, Moskova’nın baskısına karşın çifte vatandaşlık hakkı tanımamakta direnmesi Rus nüfusun esasen var olan göç eğilimini artıran bir rol aynamıştır.

Özbekler ile bazı etnik gruplar arasındaki ilişkilerin de uyumlu olduğu söylenemez. Nitekim, 1989 yılında Özbekler ile Ahıska Türkleri arasında kanlı çatışmalar meydana gelmiş, bir grup Ahıska Türkü ülkeyi terk etmiştir. Yine Fergana Vadisi’nin Kırgızistan tarafında Kırgızlar ile Özbekler arasında toprak anlaşmazlığı nedeniyle ortaya çıkan ciddi olaylar Özbekistan’daki Kırgızlar ile olan ilişkileri de etkilemiştir.

Özbekistan nüfusunun büyük bölümünün Özbeklerden oluşması hem bir siyasi güç, hem de bir istikrar unsuru olarak değerlendirilmektedir. Bu durum aynı zamanda yönetimde ve ekonomide Ruslar tarafından donatılmış olan kilit mevkiilerin Özbekleştirilemesinde Kerimov’a büyük kolaylıklar sağlamıştır. Özbekistan’daki nüfus artışı oldukça fazladır ve üçüncü dünya ülkelerine eşittir. Ancak bu durum özellikle ekonomi yönünden birtakım olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Mesela bütün ülkedeki çalışma yaşına gelmiş nüfusun, bu ülkedeki artışı %90’dan fazladır. Tüm eski SSCB’nin iki katı doğum hızına sahip Özbekistan’da bu artış 1970-1989 yılları arası %68.6 olarak tespit edilmiştir. Oysa bu oran SSCB’de %18.6 olmuştu. 2010 yılında Özbekistan’ın 32-36 milyona ulaşacağı hesaplanıyor. Bu nüfus artışının sonucu olarak, verimli ve su tarımı yapılan bölgelerde yoğunlaşma artacak ve kişi başına düşen toprak alanı azalacaktır.

Bu soruna göç politikası ile çözüm bulunması da şimdilik mümkün görülmüyor. Çünkü bütün Orta Asya bölgesinde yerleşik nüfusun göç oranı genel ortalamanın %25-30’u dolayındadır. Bu bölgelerden oldukça az göç olmaktadır ve özellikle kırsal kesimdeki nüfus hareketsizdir. Bunun yanında, Özbekistan diğer Orta Asya Cumhuriyetleri’ne oranla kentli nüfusun en fazla olduğu ülkedir. 1979-1980 arasında bu oran %41 olarak belirlenmiştir. Ancak kentli nüfusun giderek azalması olgusu bugün de devam etmektedir. Kırsal yörelerde oturan ve toplam nüfusun %59’unu oluşturan halkın dörtte üçü Özbek kökenlidir.

Özbekistan, Azerbaycan’dan sonra en fazla yerli nüfusu kapsar ve diğer cumhuriyetlere oranla en az Rus nüfusu barındıran ülkedir. Ülkede pek çok etnik grup olmasına karşın Özbekler, %7 oranında Tacikistan’da %3.5 oranında Kırgızistan’da, %2’si Türkmenistan’da ve Kazakistan’da yaşamaktadır. Ayrıca Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 20 bin dolayında Özbek yaşamaktadır.

Bugün nüfusun yaklaşık %2.1’ini oluşturan Karakalpaklar, Kazaklara yakın bir Türk boyudur. Yaşadıkları bölge olan Karakalpakistan, 1925 Nisan’ında Kazak Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir bölgesi durumundaydı. 20 Mart 1932’de özerk statüsünü kazanan bölge, Aralık 1936’da Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dahil edilmiştir.

Özbekistan’ın tarihten gelen ve zengin bir kültür ve debiyat temeli vardır. Semerkand ve Buhara şehirlerinde Türklük dünyasının en ünlü ve dünya çapındaki düşünürleri, edebiyatçıları, matematikçileri ve bilim adamları yetişmiştir. Diğer cumhuriyetlerde bulunmayan bu köklü kültür mirası, Özbeklere çok daha güçlü bir ulusal kimlik bilinci kazandırmıştır.

Bugün, Özbek Edebiyatı diye isimlendirilen edebiyat, 19. yy’ın ikinci yarısına kadar Orta Asya Türk oymaklarının ortak edebiyatı olarak gelişen ve Türkiye’de daha çok “Çağatay Edebiyatı” olarak bilinen kültürünün devamıdır. Çok zengin bir kültür ve edebiyata sahip olan Özbekler, edebiyatları aracılığı ile de siyasi baskıları dile getirmiş ve ulusal bilinç ile bağımsızlık isteklerini canlı tutmaya çalışmışlardır. Bunun yanında bütün yıkıcı savaşlar ve iç çatışmalara rağmen zengin kültür varlıklarını korumayı başarmışlardır.

ÖZBEK ADININ KÖKENİ

Özbek kavminin adı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Örneğin Ebugazi Bahadır Han (1603-1669)’ın belirttiğine göre Özbek adı, 1313-1340 yılları arasında hüküm süren Altınordu Hanı Özbek’in kendi halkına verdiği bir addır. Önceleri Çağatay ulusundan ayırmak için Cuci ulusunun doğu koluna verilen Özbek adı, bölge Türklerine İslamlığı benimseten Özbek HAn’dan sonra, özellikle Ebul Hayr’a bağlı kurulan boyların adı oldu. Böylece Özbek Han’ın ada, oymağı niteleyen bir süreklilik kazandı. Yakubovsky’nin belittiğine göre Özbek Han 1335’te Azerbaycan seferine çıktığında askerlerine “Özbekler” deniliyordu. Ebul-Hayr’ın kendi devletini kurmasıyla da “Özbek” devletin adı oldu.

 

Bugün Özbekistan Cumhuriyeti’nin 969’unu oluşturan ve geçmişte ÖSSC’ninda yaşayan ve nüfusun çoğunluğunu oluşturan Özbekler çeşitli Türk boylarından oluşmaktadır. Ruslar zamanında Özbeklere Sart, Kurama, Tacik, Çağatay, Türk, Mülmlan gibi adlar da vermişlerdir.

Bilindiği gibi, Altınordu Hanı Özbekin soyundan gelen yöneticiler, Fergane Vadisi’nde Türkleri bir araya toplayarak, yeni bir devlet kurmuş ve bu devlete de “Özbek Devleti” adını vermişlerdir.

İŞGAL ALTINDAKİ ÖZBEKİSTAN

Özbekistan’ın tarihi gelişimine bakıldığında 1920’de Buhara Emirliği’nden sonra Kızıl Ordu’nun yardımı ile Buhara Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu görülmektedir. Buhara Halkları Komiserleri Konseyi’nin başkanı Feyzullah Hocayev, 1920-24 yılları arasında yürütülen “sınırlandırma” işleminde başat rol oynamış ve Moskova’nın ilk yerli müttefiki olmuştur. Ulusal sınırlandırma ile Buhara SSC ortadan kalkmış, bu cumhuriyetin toprakları Özbekistan’a katılmıştır.

Bu anlamda Özbekistan’a geniştilmiş Buhara da demek mümkündür. Aslında görülen odur ki Sovyet Türkistan’ın Semerkant bölümü, Taşkent bölgesi ve Fergana Vadisi’nin büyük bir parçası eski Buhara ile birleştirilerek Özbekistan oluşturulmuştur. Ancak bu günü ne Batılı ne de Sovyet tarihçileri kabul etmemişlerdir.

 

1917’deki gelişmelerden sonra Türkistanlılar kendi içişlerini yönetebilmek için bir federasyona gidilmesini istemişlerdi. Ancak Ruslara bağlı olarak oluşturulan Türkistan Bağımsız Sosyalist Cumhuriyeti, Moskova’nın binr bakıma Türkistan’ı yatıştırmak ve Türkistan’ın bağımsızlık isteğinin önünü almak için kurduğu bir birimdir. Türkistan SSC’nin 1924’te birden ortadan kaldırıp, cumhuriyetlere bölünmesi bu görüşü destekleyen bir gelişme oldu.

Yerli politikacılar, kendilerini resmi olarak alışılmış ancak unutulmamış tarihi oluşumların temsilcileri olarak gördüler. 1935-1938 yılları Feyzullah Hocayev ile Ekmel Ekremov’un siyasi rekabetine sahne olmuştur. Hocayev, Buhara, Semerkand, Ekremov ise Taşkent ve Fergana bölgelerinde güçlüydüler. 1937’de önce Hocayev, sonra Ekremov tutulandılar. 1938’de idam edildiler.

Özbekistan’da girişilen Stalinist temizleme harekatı ile oluşmakta olan Özbek aydın kesiminin önde gelen isimleri ortadan kaldırılarak Cedidist reformculaın siyasi egemenliğine son verildi. Böylece hem Hocayev’in temsil ettiği hareketin ulusal kanadı hem de Ekremov’un savunuculuğunu yaptığı ulusal Bolşevik kolu tasfiye edildi. 1938’de, Özbekistan, tarihinde yeni bir döneme girildi. Ve Osman Yusufov’un önderliğini yaptığı yeni bir politik nesil işbaşına geldi.

Bağımsız Özbekistan Devleti

Özbekistan, 20 Haziran 1990’da egemenliğini, 1 Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan etmiştir. 29 Aralık 1991 tarihinde düzenlenen referandumla bağımsızlık ilanı onaylanmıştır. Özbekistan bağımsızlığını kazandıktan sonra gelişmiş ülkelerle özellikle ekonomik anlamda ilişkiler kurmuştur. Özbekistan zengin yeraltı kaynaklarını dış ülkelere satma imkânı bulmuştur. Özbekistan çok eskiye dayanan köklü devlet geleneği sayesinde bağımsızlığını kazandıktan kısa süre sonra Orta Asya’nın güçlü devleti haline gelmiştir ve günümüzde de Orta Asya liderliği konusunda Kazakistan ile rekabet halindedir. Bağımsızlığından günümüze değin devlet başkanlığını İslam Kerimov yönetmektedir.

Coğrafi ve Demografik Yapı

Bir Türk Devletidir. Bağımsız Özbekistan’ın 447.400 km2’lik bir yüz ölçümü bulunmaktadır. Özbekistan; Kazakistan, Tacikistan, Afganistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’a komşudur. Başkenti Taşkent’tir. Nüfusu: 29.851.195 ‘dir.

Şehirleri:

Namangan, Fergana, Andican, Semerkand, Buhara, Hive, Hokand, Karşı, Urgenç ve Nukus’dur.

Önemli nehirleri

Sirderya (Seyhun) ve Emuderya’dır (Ceyhun). Ayrıca, Surhanderya, Karaderya, Zerefşan, Kaşkaderya ve Narin deryaları da bulunmaktadır. En büyük gölü Aral’dır.

İklim

Diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi iklimi, yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve karasal iklimdir.

Nüfus ve Din

Özbekistan’da etnik dağılım Özbek 91, Rus 3.5%, Tacik 5%, diğer 0.5% şeklindedir. Nüfusun %88’i büyük çoğunluğu sünni olmak üzere Müslüman’dır. Ülkede %3.5 oranında Ortodoks insan yaşamaktadır.

Ülkede halen Halk Demokratik Partisi, Liberal Demokrat Partisi, Adalet Sosyal Demokrat Partisi ve Milli Tikleniş Partisi bulunmaktadır. İlk parlamento seçimleri 1994’te yapılmıştır. Yönetim biçimi Cumhuriyettir. Özbekistan Cumhuriyeti AGİK, BM ve diğer uluslararası kuruluşlara üyedir. Devlet tekelinde olan, bir Özbekistan Devlet Televizyonu ve yayın kuruluşu yanında 3 tane de özel televizyon kuruluşu vardır. Bunlar; 31.Kanal, 29.Kanal ve Merkez TV ‘dir.

Ekonomi

1991’den sonra Bağımsız Özbekistan Merkez Bankası kurulmuştur. Özbekistan çok zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Altın, doğalgaz, alüminyum, tungsten, kömür, mermer yatakları ön sıradadır. 1991 verilerine göre yılda 41 milyar m³ doğalgaz üretilmektedir.

Özbekistan Sovyetler Birliğinin dağılmasında sonra bağımsız kalmasına rağmen herhangi bir ekonomik alt yapısı ve sanayisini yönetebilecek bir yapıya sahip olmadığı için Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya’nın kurdukları Bağımsız Devletler Topluluğu’na (BDT) üye olmuştur. Ancak kendi ekonomilerini yaratabilmek amacıyla Bretton Woods sistemi içindeki örgütlere üye olmuştur (IMF, Dünya Bankası v.b.). Bu kuruluşların özellikle IMF’nin politikalarını benimsemesine rağmen aynı özelliklere sahip diğer Orta Asya devletlerine nazaran daha uzun zaman dilimine yaymışlardır özelleştirme politikalarını. Ayrıca özelleştirme yapılan kurumlar genellikle hizmet sektörüne ait kurumlar olmuştur. Sanayi kuruluşları ise genel olarak devletin kontrolü altında kalmıştır. Bu sayede işsizlik sorununu diğer devletlere oranla daha az yaşamışlardır. Sanayi kurumlarının özelleştirilmede geri planda kalması dış yatırımları azaltsa da şu anki durumları itibari ile diğer Orta Asya devletlerinden daha iyi bir konumda yer almaktadır (Kazakistan hariç).

Özbekistan, yıllık 80 ton altın üretimiyle dünya sıralamasında üst sıralarda yer almaktadır. Bakır rezervleri 800 milyon ton olarak varsayılmaktadır. Kömür üretimi yıllık 6 milyon tondur.

Tarım

Özbekistan karasal iklime sahiptir. Bu nedenle ülkenin % 9’u tarıma elverişlidir. Özbekistan’da, pamuk önemli yer tutmaktadır ve ülke dünyanın dördüncü pamuk üreticisidir. Özbekler buğday, meyve, sebze, ipek ve pirinç yetiştirmektedirler. Ekonomik yapı ise tarım ağırlıklıdır.

Nüfusun %30’u tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarımsal üretim kolhozlar, solhozlar, meşhozlar (devlet kuruluşları) aracılığıyla yapılmaktadır.

Hayvancılık

ÜIke ekonomisinde hayvancılık da önemli yer tutmaktadır. Sığır, koyun, keçi ve kümes hayvanları vardır.

Sanayi

Yıllık yün üretimi 1994 verilerine göre 20.000 ton civarındadır. Ve özellikle astragan kürk koyunculuğu büyük önem kazanmıştır ve ihraç edilmektedir. Özbekistan sanayisi daha çok petro-kimya ağırlıklıdır ve yılda 1.5 milyon ton gübre üretmektedir. Ayrıca pamuk üretimine dayalı olarak kimya sanayii de gelişmiştir.

1990 yılı verilerine göre: Sanayi % 35, tarım % 34, inşaat % 14, ulaşım %5 ve diğerleri %12’dir.

Hafif sanayi ürünleri ise ipekli ve pamuklu kumaşlardır. Aral gölü kıyısında havyan üretme ve işleme tesisleri bulunmaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

 

kktc

Resmi İsmi:Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Kendi Dilindeki İsmi:Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Genel Özellikler:

Kıta: Avrupa

Başkent: Lefkoşa

Şehirler: Girne, Mağusa

Nüfus: 264,172

Para Birimi: 1 Yeni Türk Lirası = 100 kuruş

Dil: Türkçe
Coğrafya

Beşparmak Dağları’nda Kuzey Kıbrıs bayrağı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözü.

Toprakları kuzeyde Dipkarpaz, batıda Güzelyurt, güneyde de Akıncılara doğru yayılır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Cumhuriyeti toprakları arasında Birleşmiş Milletler’in kontrolünde tampon bölge bulunmaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemli yerleşim yerleri, başkent Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ve Güzelyurt’tur. KKTC, etkisinde bulunduğu Akdeniz ikliminden dolayı fazla yağış almaz. Genellikle sıcak ve kuraktır.

Kıbrıs’ın sahil kıyıları, aşağı yukarı yüz milyon senedir Chelonia mydas ve Caretta caretta kaplumbağaları tarafından ziyeret edilmektedir. Bu canlılar yumurtlamak için Mayıs ve Ağustos ayları arasında Kuzey Kıbrıs’ın kumsallarına gelmektedirler. Adanın kuzeyinde doğal mağaralar da bulunmaktadır. Sarkıt ve dikitleri ile İncirli Mağarası, İnönü’deki Sütünlu Mağara, olmak üzere 85 adet civarındaki doğal mağara bulunmaktadır.

Yönetim birimleri

Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele olmak üzere 5 il ayrılmaktadır. Her ilçeye Vali atanmaktadır.

Tarih

Kıbrıs Krallığı’nın son hükümdarı olan Caterina Cornaro 1474–1489 seneleri arasında yönetti. Adayı Venedik Cumhuriyeti’ne satması ile krallık sona erdi.

İlk çağlar

Tarihi boyunca birçok ulusun egemenliği altına giren Kıbrıs M.Ö. 1500 yılı civarında Antik Mısırın, M.Ö. 1320 yılı civarında Hitit’in ve M.Ö. 1200’li yıllarında tekrar Mısırın, M.Ö. 1000 yılı civarından Fenikelilerin ve M.Ö. 709’da Asurluların eline geçtiği aktarılmaktadır.

M.Ö. 669’da bağımsızlığını kazandıysa da tekrar Mısır firavunu Amasis tarafından alınmıştır. M.Ö. 545’te Pers Ahameniş İmparatorluğu tarfından alınmış ve M.Ö. 333’te İssus Muharebesinde Persleri yenen Büyük İskender’in egemenliği altında özerklik tanınmıştır.

Bu tarihten sonra adada Yunan kültürü önem kazanmıştır. M.Ö. 58 yılında ada Roma İmparatorluğunun bir vilayeti haline gelmiştir ve 350 sene boyunca Roma İmparatorluğu kontrolünde kalmıştır. 395’te, Bizans İmparatorluğu’nun bir parçası alan adada halk Putperestlikten yavaş yavaş Ortodoksluk’a geçmiştir.

Eski Çağ’dan Osmanlı’ya

Ada, eski çağlarda Hititlerden, Eski Mısırlılara ve Antik Yunanlara birçok medeniyetin yönetimine girmiştir. M.Ö. 58 yılında ada Romalılar tarafından alınmış ve 350 sene boyunca Roma İmparatorluğu kontrolünde kalmıştır. 395’te, Bizans İmparatorluğu’nun bir parçası olan adada halk Putperestlikten yavaş yavaş Ortodoksluk’a geçmiştir. 1191 yılında Aslan Yürekli Richard Üçüncü Haçlı Seferi sırasında adaya yerleşmiş ve daha sonra adayı Tapınak Şövalyeleri’ne satmıştır. 1192 yılında adayı satın alan Guy de Lusignan ve soyu 1489’da Venediklilerin adayı alışına kadar Kıbrıs’ı yönetimi altında tutmuşlardır.

Osmanlı Dönemi

 

 

 

Kıbrıs’ın Osmanlı İmparatorluğu’nda denizci olan Piri Reis tarafından oluşturulmuş tarihi haritası.

 

Fetihden önce Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki Osmanlı Devleti’ne ait gemilerine akın yapan Hıristiyan korsanlarının sığınağı haline gelmiştir. Bu korsanlar genellikle deniz ticaret gemilerine ve hacca giden yolculara saldırarak buradaki yol güvenliğini yok etmektedir. Bu gibi nedenlerden dolayı Kıbrıs’ın alınması gerekli görülmüştür.

Kıbrıs, II. Selim’in hükümdarlığı esnasında, Lala Mustafa Paşa komutasındaki ordu ve Piyale Paşa komutasındaki donanma tarafından,  1 Temmuz 1570’de başlayıp, 1 Ağustos 1571’de Magusa’nın fethedilmesiyle Osmanlı idaresine girdi. Kıbrıs’ın fethiyle Osmanlı Devleti, Doğu Akdeniz’e tamamen hâkim olmuştur.

15 Eylül 1570 tarihinde Lala Mustafa Paşa, tören ile Lefkoşa şehrine girmiştir. Kıbrıs fethedildiği tarihte adada çok az sayıda Ortodoks Rum vardı. Çünkü Venedikliler Katolik idi ve Ortodoks Kilisesi’ne yaşama hakkı tanımıyordu. Osmanlı Devleti Ortodokslara serbestçe kilise kurma ve gelişme imkânı sağladı. Böylece adada Ortodoks Kilisesi gelişti ve Katolik Kilisesi etkinliğini kaybetti.

1571 yılında Kıbrıs’ta yapılmış bulunan nüfus sayımında yerli halkın nüfusu 150.000’dir. Burada bulunan Türk askeri ise 30.000 kadardır. Fethin ardından Karaman’dan adaya göç ettirilen Türkler, adanın ilk Türk sakinleridir. Bugün adada yaşayan Kıbrıs Türklerinin (Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nden gelenler hariç) soyu bu Osmanlı idaresinde adaya gönderilen Türklerden gelmektedir.

Birleşik Krallık Dönemi

93 Harbi’nde Rusya İmparatorluğu karşısında yenilen Osmanlı, Ruslara karşı fazla ödün vermemek amacıyla, Birleşik Krallığın isteği üzerine ada 92.799 sterline kiralanmıştır. Osmanlı mülkiyeti devam ediyor sayılmakla birlikte, yönetim tamamen Birleşik Krallık’a geçti. Birleşik Krallık adayı “Komiser” diye tabir ettiği yüksek rütbeli yöneticilerle idare etmiştir. 1914’te başayan I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Birleşik Krallık karşısındaki Almanya’nın yanında savaşa girmesi üzerine Birleşik Krallık adayı ilhak edip adaya vali tayin etti. 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın 21. Maddesi gereğince, Birleşik Krallığa ilhakı tanındı. 1925 yılında Kıbrıs Crown Colony olarak ilan edildi ve adaya ilk Türkiye Cumhuriyeti konsolosu atandı.

ENOSIS

 

 

 

 

EOKA logosu                  TMT logosu

 

1931’den itibaren Rumların Enosis (Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleştirilmesi projesi) isyanı başladı, Rumların Birleşik Krallık yönetimine karşı ayaklanması sonucu Birleşik Krallığın politikası sertleşti. Türk topluluğu Enosis’e karşı olduğunu açıkladı. 1943 yılında Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu (KATAK) kuruldu. Fakat KATAK’ın faaliyetini yetersiz bulan Fazıl Küçük KATAK’tan ayrılmış ve 23 Nisan 1944’te Kıbrıs Millî Türk Halk Partisi (KMTHP)’ni kurmuştur.

II. Dünya Savaşı’nın ardından kolonilerin tasfiyesi eğilimi yaygınlaşınca, 18 Ekim 1950’de Kıbrıs Rum Ortodoks liderliğine III. Makarios seçilmiştir. Yunanistan Hükûmeti 1954’de Milletlere ulusların kendi kaderlerini tayin haklarının (Self-determinasyon) Kıbrıs için de uygulanması yolunda başvuruda bulundu. Türkiye’nin karşı çıktığı bu istek Birleşmiş Milletlerce reddedildi.

EOKA 1 Nisan 1955’de adada faaliyete geçti. Rumlar arasında Enosisçi-Anti Enosisçi çatışması başladı. Türkiye ilk kez sorunda taraf olmayı kabul etti ve 29 Ağustos’ta Londra’da Birleşik Krallık ve Yunanistan’ın katıldığı toplantıda, Türkiye de temsil edildi. 15 Kasım 1957’de Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruldu. 1958 yılında gündeme gelen MacMillan Planı’na göre Kıbrıs’ın İngiliz Milletler Topluluğu içinde kalmasına ama Türkiye ve Yunanistan’la da bağlara sahip olmasına karar verildi.

1960’dan 1974’e

 

 

 

 

 

 

Gregorios Grivas                           Fazıl Küçük                 Başpiskopos III. Makarios

 

 

 

 

 

Rauf Denktaş                 Nikos Sapmson                    Sarayönü meydanına giren TSK’ya ait M47 tank

 

1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinde her iki toplumada nüfuslarına göre her kurumda yeterli temsil hakkına sahipdi. Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanı III. Makarios 30 Kasım 1963’de 13 maddeden oluşan anayasa değişikliği önerilerini sundu. Bunlar arasında anayasanın değişmez maddeleri, Kıbrıs Türk’ü olan Başkan Yardımcısı’nın veto hakkının ortadan kaldırılması, Temsilciler Meclisinde ayrı çoğunluklar ilkesinin ortadan kaldırılarak kararların basit çoğunlukla alınması, ayrı belediyelerin ortadan kaldırılması gibi maddeler de bulunmaktaydı.

ABD Başkanı Kennedy, Makarios’a bundan vazgeçmesini önerdi ve Türkiye değişiklikleri kabul etmeyeceğini bildirdi. Kıbrıs Türkleri’nin de reddi üzerine Kıbrıs Rumları, 21 Aralık 1963’te Kıbrıs Türklerine karşı ada çapında saldırıya geçti. 21 Nisan 1966 tarihli Patris gazetesinde yayınlanan Akritas Planına göre Türk halkı sindirilerek ada Yunanistan’a bağlanacaktı.

1967’de Rum saldırıları tekrar başladı. Yunanistan Ordusu’nun 15 bin askeri, gayri resmî olarak adaya yerleştirildi. Türklere karşı sürdürülen sindirme politikasının durdurulması için Türkiye ve Yunanistan başbakanları arasında düzenlenen toplantı bir sonuç vermeyince, Türkiye askerî müdahalede bulunacağını açıkladı.

TBMM hükûmete müdahale yetkisi verdi. Türk uçakları Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı. Donanma ve çıkarma birlikleri harekete geçti. ABD’nin arabuluculuğuyla Yunanistan birliklerinin geri çekilmesi sağlanınca, Türkiye harekâtı durdurdu. Yunanistan’ın askerleri üç Türk köyünden geri çekilirken arkalarında 24 ölü bıraktılar. 1964’ten beri Türkiye’de bulunan Rauf Denktaş gizlice adaya gitti. Denktaş, Yunanlılarca tutuklandı ama Türkiye ve ABD’nin itirazı üzerine iade edildi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin İlanı

EOKA’nın Enosis’i hayata geçirmesi üzerine 1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Harekâtı sonrasında 1976’da Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuştur.
15 Kasım 1983’de Kıbrıs Türk Federe Devleti meclisi Self-determinasyon hakkını kullanarak oybirliği ile aldığı bir kararla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. KKTC’nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş okudu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması, Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan’ın ve pek çok devletlerin yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini çekti.
Güvenlik Konseyi, 18 Kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık kararını kınadı. 13 Mayıs 1984’te de Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı.

Görüşmeler ve Çözüm Arayışları

Kıbrıs Sorunu, dünyanın gündemine girdiğinden beri başta Birleşmiş Milletler bünyesindeki çalışmalar olmak üzere adanın birleştirilmesi gayesi ile birçok faaliyet yürütülmüştür. Fakat bunlardan bir sonuç alınmamıştır. Bunlardan biri olan 2004 Annan Planı referandumu da Kıbrıslı Türklerin “kabulü” ve Rumların “hayırı” ile gerçekleşmemiştir. 1 Mayıs 2004’te Kıbrıs Cumhuriyeti tüm adayı temsilen Avrupa Birliği’ne girmişlerdir.
Uluslararası statü ve dış ilişkiler

 

 

 

 

 

 

 

KKTC’nin Londra ofisi, Bedford Square

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti resmî adı ile Türkiye haricinde tanınmamaktadır. Bağımsızlık ilanından sonra Pakistan ve Bangladeş’te KKTC’yi tanıdığını ilan etse de uluslararası baskılar sonucunda bundan vazgeçmişlerdir.

1992’de Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Meclisi’nin yetkisi olmadığı halde KKTC’nin tanınmasına ilişkin karar aldığına dair bilgi aktarılmaktadır. Ancak Azerbaycan Cumhuriyeti KKTC’yi resmî olarak tanımamaktadır.

Haziran 2004’te İslam Konferansı Örgütü dışişleri bakanları “Kıbrıs Türk Toplumu” sıfatıyla gözlemci olarak katılan KKTC’nin Annan Planı’nda kullanılan “Kıbrıs Türk Devleti” tanımıyla katılmasını kararlaştırmışlardır.

2005’te Gambiya, Batı Afrika ülkesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni diplomatik ilişkiler kurmaya hazır olduğunu açıklamıştır. 2008’de Katar’da “KKTC Ticaret ve Turizm Ofisi” adıyla temsilciliğini açmıştır.

2004 Nisan’ında yapılan Annan Planı referandumundan bugüne uluslararası camia KKTC ile var olan ilişkilerini iyileştirmeye başladı. Avrupa Birliği’nin genişlemesi’nden sorumlu üyesi Günter Verheugen raporunda bu şartlar göz önünde tutulursa AB ülkelerinin KKTC’de temsilcilikler açabileceklerini söyledi. AB KKTC’ye 259 Milyon Euro yardım taahhüt etti. Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından engellenmeye çalışan bu yardımı KKTC direkt olarak almak istemektedir.

Bir yandan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dünya liderleri ile görüşmelerine devam etmektedir. Dönemin ABD dışişleri bakanı Condoleezza Rice ve Birleşik Krallık eski dışişleri bakanı Jack Straw ile görüşmelerde bulundu. Ayrıca 2006 Ağustos’unda eski Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref tarafından cumhurbaşkanı sıfatı ile ağırlandı.

Yabancı temsilcilikler

Türkiye Büyükelçiliği

Avustralya Temsilciliği

Almanya Temsilciliği,

(Fransız Kültürü Derneği)

Birleşik Krallık Temsilciliği,

ABD Temsilciliği,

AB Destek Ofisi

Yönetim ve Politika

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cumhuriyetle yönetilmekte olup yarı başkanlık sistemi bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı aynı zamanda devlet başkanı, başbakan ise hükümetin başkanıdır. Çok partili sistem uygulanmaktadır. Yürütme yetkisi hükümetin elindedir. Yasama yetkisi ise hükümetle beraber KKTC Cumhuriyet Meclisi’ne aittir.

KKTC Cumhurbaşkanı halk tarafından, 5 yıllık periyotlarla seçilir . Bu görevi 24 Nisan 2005’ten beri Mehmet Ali Talat yürütmektedir. 50 kişiden oluşan Cumhuriyet Meclisi halkın oylarıyla seçilmektedir. Şubat 2005’de yapılan seçim ile başa gelen Mehmet Ali Talat önderliğindeki CTP, Mehmet Ali Talat’ın cumhurbaşkanı olmasıyla CTP genel sekreteri Ferdi Sabit Soyer’i Cumhuriyetçi Türk Partisi başkanlığına ve başbakanlığa getirmişlerdir. Partinin iktidar ortağı Turgay Avcı önderliğindeki Özgürlük ve Reform Partisi de hükümette yer almaktadır. 19 Nisan 2009 tarihli genel seçimler de ise Derviş Eroğlu liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi meclis çoğunluğunu elde etmiştir.

Ekonomi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uluslararası camiada tanınmamasından dolayı ekonomik olarak Türkiye’den yardım almaktadır. Tedavüldeki para birimi Türk Lirası’dır. KKTC’nin neredeyse tüm ithalat ve ihracatı Türkiye üzerinden gerçekleştirilir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi kamu sektörü dahilinde ticaret, turizm ve eğitimle beraber tarım ve imalat sanayinden oluşmaktadır.

 

İletişim ve Ulaşım

 

 

 

 

Kıbrıs Türk Hava Yolları Boeing 737-800 (Antalya Havalimanı)

 

Uluslararası telefon kodu olan +90 392 dir. İnternet alan adı .nc.tr dir. Dünya Posta Birliği KKTC’yi müstakil bir devlet olarak tanımadığından postalarda “Mersin 10 Turkey” posta kodu ile gönderilir.

KKTC’ye Türkiye hariç direkt uçak seferi düzenlenmemekte ve Ercan Uluslararası Havalimanı ve Geçitkale Havaalanı sadece Türkiye ve Azerbaycan tarafından yasal havaalanı olarak tanınmaktadır.

1974 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti, KKTC’nin limanlarının, tüm dünya gemilerine kapatıldığını ilan etmiştir. Türkiye bu ilanı tanımamış ve Kıbrıslı Türk limanlarını serbest ulaşıma açmıştır.

Havaalanları ve limanlar

 

 

 

 

Ercan Uluslararası Havalimanı

Ercan Uluslararası Havalimanı (Lefkoşa – Ana Havaalanı)

Geçitkale Havaalanı (Gazimağusa)

İlker Karter Havaalanı(Girne)

Pınarbaşı Havaalanı (Girne)

Topel Havaalanı (Güzelyurt)

Girne Limanı (Girne)

Gazimağusa Limanı (Gazimağusa)

Demografi

Nüfusu 2006 genel nüfus sayımına göre 265,100 olup yerli Kıbrıs Türkleri ve Türkiye’den gelen göçmenler olmak üzere iki esas zümreden oluşur. Bu zümreler dışında Türkiye’den ve kısmen diğer ülkelerden işçi statüsünde çalışmak üzere gelenler yaşamaktadır. Az sayıda Rum ve Marunî (Kıbrıs ağzında Maronit) doğuda Dipkarpaz, köyünde, kuzeyde Koruçam (Kormacit) ve Karpaşa köylerinde yaşamaktadır.

Kıbrıs Türklerinin bir kısmı 1955 yılından itibaren siyasi ve ekonomik sebeplerle ülke dışına göç etmişlerdir. Özellikle Birleşik Krallık, Avustralya ve Türkiye Kuzey Kıbrıs’tan büyük oranda göç almıştır. Ülkeye uygulanan ekonomik ambargolar nedeniyle üçüncü ülkelere yapılan ticarette büyük zorluklar çekilmesi ülke dışına yapılan göçlerin zaman içerisinde devamlılık kazanmasına yol açmıştır.

Yaz döneminde Türkiye ve diğer ülkelerden gelen turistler günlük nüfusun artmasına yol açmaktadır.

Dil

Resmî dili Türkçedir. Bununla beraber halkın konuştuğu dil Türkiye Türkçesi’nin Kıbrıs ağzıdır. Yazı dilinde 1940’lardan itibaren Latin harfleri kullanılmaktadır.

Din

Nüfusunun büyük çoğunluğu kendisini Müslüman olarak tanımlamaktadır. Bu Müslüman nüfus geleneğe bağlı olarak Sünni rit’in Hanefi mezhebine bağlıdır. KKTC Din İşleri Dairesi Müslümanların dinî ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır. Din hizmeti veren personelin büyük çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti’nden sağlanmaktadır.

Nüfusunun çok az kısmını oluşturan Ortodoks Rumlar ve Katolik Maruniler de bulunmaktadır.

Frenk (1192-1489) ve Venedikler (1489-1571) Rum Ortodoks Kilisesinin dinsel özgürlüğünü ortadan kaldırıp yerine Latin kilisesinin kurallarını uyguladılar. Osmanlılar, adada var olan tüm dinlere karşı saygı ve hoşgörü göstermiştir. Birçok Rum Ortodoks Kilisesi Frenk ve Venedik döneminde yıkılmaya yüz tutmuştu. Osmanlı yetkilileri bunların kullanım için tamirine ve düzeltilmesine yardımcı oldu. Rum Ortodoks Kilisesine ayrıca dinî binalara ek olarak toprak ve bağımsızlığını sürdürebileceği tam bir özgürlük verildi.

Eğitim

Kıbrıs Türk eğitim sistemi genel olarak üç bölüm ve yükseköğretim olarak değerlendirilir.

Okul öncesi eğitim: Okul öncesi eğitim, devlet okullarında ilkokullara bağlı anasınıfları, ilgili diğer öğretim kurumlarına bağlı uygulama sınıflar, ve anaokulları tarafından 5 – 6 yaş grubu çocuklara verilen eğitimdir.

İlköğretim: İlkokul eğitimi, orta eğitim öncesi 6 – 11 yaş gurubu öğrencilerin 5 yıl kadar süren eğitim ve öğretimlerini kapsar. İlköğretim ücretsiz ve zorunludur.

Ortaöğretim: Ortaeğitim iki aşamada verilir. Birinci aşama (orta okul) üç yıl sürer. Ücretsiz ve zorunlu olan bu programı 12-14 yaş grubu öğrenciler takip eder. İkinci aşama 15-17 yaş grubu öğrencileri kapsayan üç yıllık eğitimi içerir ve genel liseler, meslek liseleri, teknik liseler ve diğer liseler aracılığı ile verilir.

Yükseköğretim

Yüksek öğrenim temel olarak üniversitelerde yürütülmektedir. Bu üniversitelerin tümü özel üniversite statüsündedir. Yurtdışından KKTC üniversitelerine başvuran öğrenci sayısında sürekli olarak artış görülmektedir.

Bazı Kıbrıs Türkleri öğrenimlerini yurtdışında özellikle Türkiye’de yürütmeyi tercih etmektedir. KKTC’de yüksek öğrenim gören Kıbrıs Türkü öğrenci sayısı 9,414 iken yurtdışında öğrenim gören Kıbrıs Türkü öğrenci sayısı 1,631’dir.

KKTC’de öğrenim gören yabancı öğrencilerin 14,624 kişi gibi büyük bir çoğunluğu Türkiye’den olmakla beraber, Ortadoğu ülkelerinden 1,896 kişi gelmektedir. Üniversitelerin çoğu yüksek lisans ve doktora programları gibi yüksek lisans olanakları sağlamaktadır.

Kültür
Müzik

KKTC de zamanla birçok müzik grubu ve sanatçı çıkmıştır.Bunlar genelde Pop, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, rap v.b. müzik türlerini gerçekleştirirler.

Sanat

KKTC de birçok ünlü sanatçı yetişmiştir.Özellikle Fotoğrafçılık, Heykelcilik (Heykeltıraşlık), Resim v.b. görsel sanatlar fazla gelişmiştir.

Spor

KKTC de spor, birçok dış engellemeye ve ambargoya rağmen gelişmektedir.Özelliklede bunda Türkiye’nin desteği büyüktür.Şu an hala KKTC de birçok amatör ve profesyonel futbol kulübü vardır.Ve bunlar gerek kendi aralarında, gerek Türkiye’den takımlarla gerek de bazı yabancı kulübelerle özel maçlar yapabilirler.KKTC de lig ve hakemler için oluşturulan bir birlik (kuruluş) vardır.KKTC de genelde futbolcular Türkiye’deki gibi yüksek ücretler almaz.KKTC’nin asgari ücreti olan yaklaşık 1500 lira ve civarı alırlar.Bazı futbolcularda futbolu ek iş olarak yaparlar.

Basın

KKTC’de basın özgürlüğü, KKTC Anayasası’nın 26. maddesince garanti altına alınmıştır. Bu maddeye göre basın ve duyuru hakkı tüm vatandaşlar için serbesttir ve sansür uygulanamaz.

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) kamu yayıncılığı yapmakta olup KKTC’nin ilk televizyon kanalıdır. BRT 1 ve BRT World adında iki televizyon kanalının yanında beş adet de radyo ile kamusal yayıncılık yapmaktadır. Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) bir devlet kurumu olarak haber ajansı faaliyeti yürütmektedir. KKTC’de altısı yerli üçü yabancı toplam dokuz haber ajansı, on üç günlük gazete, dört haftalık dergi, dört aylık dergi, altı televizyon kanalı ve yirmi radyo kanalı faaliyetlerine devam etmektedir.

Turizm

 

 

 

 

 

Bellapais Manastırı                                      KKTC’ye Giriş

Kuzey Kıbrıs’ın en büyük gelirlerinden biri olan turizmin ülkede büyük bir yeri vardır. Ülke iklimi tüm yıl boyunca tatil için olanaklar sağlar. Yağışlar Aralık ve Ocak aylarında yoğunlaşıp ortalama deniz sıcaklığı altı ayı aşkın bir süre 20 ºC dir. Kuzey Kıbrıs bahar aylarında saran yabani çiçekleriyle ve havayı dolduran portakal, limon ve greyfurt çiçeği kokularıyla ünlüdür.

Kuzey Kıbrıs sahilleri yüzmek için Akdeniz’in elverişli ve güvenli, mekânlarındandır. Çoğu tatil tesislerinin modern yüzme havuzları yanında, doğu Akdeniz’in serin suları için güzel sahilleri bulunur.

Adanın iç kesiminde, Beşparmak Dağları güneyinde, geniş Mesarya ovası, Ercan Havaalanı ve ülkenin başkenti Lefkoşa bulunmaktadır. Lefkoşa şehrinin tarihi merkezi etrafı 5.5 km uzunluğunda şehir duvarı ile çevrilidir ve bu duvar hâlâ sağlamdır. Girişteki kapı Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Doğu sahili boyunca tarihî, gelişmiş Gazimağusa kenti ve onun yanında Salamis antik kenti yer alır.Adanın en büyük yarımadası olan Karpaz yarımadası yeşil kaplumbağaların yumurtlama mekânıdır. Burada özel alanlar vardır ve giriş çıkış yasaktır.

Egzotik Kıbrıs mutfağı, kendi tarihî ve deniz kültürünü yansıtması yanında, doğu ve batı kültürünün de ortak bir sentezidir.

Kırgızistan

kirgizistan_buyuk

Resmi İsmi:Kırgızistan Cumhuriyeti

Kendi Dilindeki İsmi: Kırgız Respublikasi

Genel Özellikler:

Kıta: Asya

Durum: Birleşmiş Milletler Üye Ülkesi

Başkent: Bişkek

Nüfus: 5,317,000

Yüzölçümü: 198,000 km2

Para Birimi: 1 som = 100 tiyin

Dil: Kırgızca, Rusça

Etimoloji

Bir Türk Devletidir. Kırgızistan, Kırgız ülkesi anlamına gelir. Kırgız isminin kökeni hakkında ise birkaç teori mevcuttur. Bunlardan birincisi -iz eki (iki – iz=ikiz vb.) almış kırk’tır. Yani Kırk-ız, Kırklar’dır. Konu ile ilgili diğer bir teori de Prof. Dr. Nadir Devletin Çağdaş Türkiler kitabında geçmektedir. O da Kırgız adı Türkçe’de kır – gez’mekten geldiğini söylemiştir.

Tarih

 

 

 

Bişkek

Kırgızlar, Göktürk devrinde Kögmen (Sayan) Dağları’nın kuzeyinde yaşamışlardır. 840 yılında Uygur Devletini yıkarak bu topraklarda kendi devletlerini kurmuşlardır. Daha sonra bugün yaşadıkları topraklara gelen Kırgızlar, Karahanlılar zamanında Müslüman olmuşlardır.

Ruslara Orta Asya’lı halklardan ilk olarak girerler. Toplumlar arası kavgalar çıkmaya başlayınca Bagış uruusu (toplumu), 1881 yılında Rusya İmparatorluğu’nun egemenliği altina girmeye karar verir.

Sovyet Dönemi

Başlangıçta 1919’da Sovyet gücü bölgede kabul görmüştür ve Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti içinde Kara-Kırgız Özerk Bölgesi oluştu (Kara-Kırgız terimi 1920’lerin ortasında Ruslar onları aynı zamanda Kırgız olarak bakılan Kazaklardan ayırıncaya kadar kullanılmıştır). 5 Aralık 1936’da Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, tam bir Sovyetler Birliği cumhuriyeti olarak kabul görmüştür.
1920’ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi. Okuryazarlık büyük ölçüde gelişti ve standart bir edebi dil ortaya çıkarıldı. Ekonomik ve sosyal gelişme de dikkate değerdi. Kırgız milli kültürünün çok sayıda yönleri Stalin’in milliyetçi eyleminin baskısına rağmen muhafaza edilmişti ve bu nedenle, tüm Birlik otoriteleri ile olan gerginlikler sürmekteydi.
Sovyet açıklık ve dürüstlük politikasının ilk yılları, Kırgızistan’da politik iklim üzerinde küçük bir etki yapmıştı. Bununla birlikte Cumhuriyet’in basın mensuplarına daha fazla liberal bakış edinmeleri ve Yazarlar Birliği’nce yeni bir yayın olan Literaturny Kirghizstan’ı kurmaları için izin verilmişti. Gayri resmi politik gruplar yasaklanmıştı fakat 1989’da derin iskan krizi ile uğraşmak için ortaya çıkan birkaç grubun faaliyetlerine izin verilmişti.

Sovyetler Birliği’nde bulunan Kırgızistan’ın üyeliğinin kutlandığı (şimdiki Milli Müze’nin bir kısmı olan) eski Lenin Müzesi’nde sergilenen eserler 1990 yılının Haziran ayında Özbekler ve Kırgızlar arasındaki etnik gerginlikler Özbeklerin olduğu Oş İli’ni kaplamıştı. Şiddetli karşılaşmalar birbirini izledi ve bir emniyet ve sokağa çıkma yasağı durumu hasıl oldu. 1990 yılının Ağustos ayına kadar düzen eski haline getirilemedi.

1990’ların başları Kırgızistan’a yeni değişimler getirdi. Kırgızistan Demokratik Hareketi Parlamento’nun desteğiyle önemli bir politik güç haline geldi. Kırgız Bilim Akademisi’nin liberal başkanı Askar Akayev 1990 yılının Ekim ayında başkan seçildi. Takip eden Ocak ayında Akayev, yeni hükümet yapılarını öne sürdü ve çoğunlukla daha genç ve reforma yönelik politikacılardan oluşan yeni bir hükümet tayin etti.
1990 yılının Aralık ayında Yüksek Sovyet, cumhuriyetin adını Kırgızistan Cumhuriyeti olarak değiştirmek üzere oy verdi. 1991 yılının Şubat ayında başkent Frunze’nin adı devrim öncesi adı olan Bişkek olarak değiştirildi. Bağımsızlığa giden bu estetik hareketlere rağmen, ekonomik gerçeklikler Eski Sovyetler Birliği’nden ayrılmaya karşı durur gibi gözükmekteydi. 1991 yılının Mart ayındaki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin yaptığı bir referandumda seçmenlerin %88,7’si Eski Sovyetler Birliği’nin yenilenmiş federasyon olarak tutulması teklifini uygun buldular.
19 Ağustos 1991’de Olağanüstü Hal Komitesi, Kırgızistan’da Akayev’i indirme girişiminin görüldüğü Moskova’da güç elde etti. Ertesi hafta darbenin sönmesinden sonra Akayev ve İkinci Başkan German Kuznetsov Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nden istifalarını açıkladılar ve tüm daire ve sekreterya istifa etti. Bunu 31 Ağustos 1991’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden bağımsızlığı sağlayan Yüksek Sovyet oylaması takip etti.

 

Bağımsızlık

1991 yılının Ekim ayında Akayev rakipsiz ilerledi ve oyların %95’ini alarak doğrudan yeni bağımsız cumhuriyetin başkanı seçildi. O ay diğer yedi cumhuriyetin delegeleriyle birlikte Yeni Ekonomik Toplum Paktı’nı imzaladı. Sonunda 21 Aralık 1991’de diğer dört Orta Asya cumhuriyeti ile birlikte Bağımsız Devletler Topluluğu’na resmen katıldı. 1992’de Kırgızistan, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na katıldı.
2005 yılının Mart ayındaki parlamenter seçimlerden sonraki Lale Devri, Başkan Akayev’i 4 Nisan 2005’te istifaya zorladı. Muhalefet liderleri koalisyon kurdular ve yeni hükümet Başkan Kurmanbek Bakiyev ve Başbakan Feliks Kulov altında şekillendi.
Politik istikrarı sağlamak mümkündür, 2005 yılının Mart ayında seçilen parlamentonun 75 üyesinden üçü suikast sonucu öldürüldü 10 Mayıs 2006’da ölenlerin birisinin kardeşi de suikasta kurban gitti. Kırgızistan’da bugün hakim olan sorunlar; devlet-şahıs işletmelerinin özelleştirilmesi, demokrasi ve politik özgürlüklerin geliştirilmesi, iç-etnik ilişkiler.

 

Coğrafya

Ala-Arça’dan Bişkek manzarası

 


 

 

 

Kırgızistan Orta Asya’da konum almaktadır. Komşuları kuzeyde Kazakistan, batıda Özbekistan, güneybatıda Tacikistan ve güneydoğuda Çin Halk Cumhuriyeti’dir. Tanrı Dağları ülkenin %65’ini kaplar ve ülke bu yüzden “Orta Asya’nın İsviçre’si” olarak adlandırılır Kuzeybatı Tyan-Şan dağları üzerinde bulunan ve ülkenin en büyük gölü olan Issık Köl(Sıcak Göl), Titikaka’dan sonra dünyanın en büyük dağ gölüdür.

Demografi

Kırgızistan nüfusu 7,210,450’dur. Bu nüfusun %34.4’ü 0-15 yaş, %6.2’si ise 65 yaş ve üzeridir.
Kırgızistan’da halkın %63.9’u şehirlerde geri kalanı ise kırsal kesimde yaşar. Ülkede kilometrekare başına 29 insan düşer.
Kırgızistan’da yerli halk olarak belli olan Kırgızlardır. (%92) Diğer etnik gruplar içinde en büyük [Ruslar]] (%7.5) oluşturur, [Ukrainler] de (%0.5).

 

Demokrasi

Kırgızistan Orta Asya’nın en liberal ve demokrat ülkesi konumundadır. 1991’den beri cumhurbaşkanı değişen ve çok partili sisteme geçip, Jogorku Keneş’te (Meclis)muhalefetin temsil edildiği tek bölge ülkesidir.

 

Diller

Kırgızca Eylül 1991’den beri ülkenin resmi dilidir. Kırgızistan Orta Asya’daki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden ayrılan ülkeler arasında Kazakistan ile birlikte Rusçayı resmi dil kabul eden ülkelerden biridir.
Kırgızca Türk Lehçeleri’nin Kıpçak Grubu’na mensup bir lehçe olarak kabul edilir. 20. yüzyıl’a kadar Arap alfabesi kullanılarak yazılan Kırgızca 1928’de Latin Alfabesi’ni, 1948’de ise Kiril Alfabesi’ni kullanmaya başlamıştır.

 

Dinler

Karakol Dungan Camisi

Kırgızistan halkı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemleri diğer birlik üyeleri gibi Ateizm içinde yaşamış. Bugün Kırgızistan’ın resmi dini İslam’dır. Müslüman oranı %91’dir, %8 Hıristiyan, %1 Budist bulunur.

 

Yönetim birimleri

Kırgızistan başkent Bişkek dahil 8 ile (???????) ayrılmıştır. Başkenti Bişkek’tir.
Kırgızistan’ın illeri

İller, başkent ve il merkezleri:

1. Bişkek (Eski Frunze)
2. Batken (Batken)
3. Çuy (Tokmok)
4. Calal-Abad (Celal-Abad)
5. Narın (Narın)
6. Oş (Oş)
7. Talas (Talas)
8. Issık-Köl (Karakol)

Eğitim

Oş Devlet Üniversitesi binası

Kırgızlar önceleri göçebe olduğundan eğitime dikkat edilmemiş. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği zamanında eğitim alanında büyük gelişmeler yaşanmıştır. 1934 yılında 7 yıllık okul okuma zorunluluğu getirilmiştir. 1950 yılından itibaren bu zorunluluğuna uyulması ile birlikte eğitim gelişmeye başlamıştır. Kırgızistan İlimler Akademisi 1965 yılında kurulmuştur. Bugün 17 araştırma enstitüsü mevcuttur. Kırgız halk edebiyatında Manas Destanı önemli bir yer tutar. Kırgız edebiyatının kurucusu olarak Toktoul Satılgan kabul edilir. Kırgızların dünyaca meşhur edebiyatçıları Cengiz Aytmatov’dur. En meşhur eseri Cemile’dir.

 

Üniversiteler

Kırgızistan’da 60 civarinda üniversite bulunmaktadir. Belli başlı üniversitelri şunlardır:

 

  • Kırgız-Türk MANAS Üniversitesi
  • Ulusal Kırgız Üniversitesi
  • Bişkek Beşeri Bilimler Üniversitesi
  • Uluslararası Kırgızistan Üniversitesi
  • Uluslararası Atatürk-Alatoo Üniversitesi
  • Oş Devlet Üniversitesi
  • Orta Asya Amerikan Üniversitesi
  • Kırgız-Rus Slav Üniversitesi
  • Kırgız Özbek Üniversitesi
  • Oş Teknoloji Üniversitesi
  • Kasym Tynystanov Üniversitesi
  • Celal-Abad İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi
  • Türk Dünyası İşletme Fakültesi

 

Turizm

 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği zamanında ülke birliğin önemli bir turizm merkezine dönüşmüş.. Son senelerde Issık Göl çevresine yüz binlerce turist gelmekte. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılmasından sonra seçilen Kırgızistan Başkanı Askar Akayev yaptığı bir açıklamada turizmin ülke ekonomisine en önemli katkıyı yapabilecek sektör olduğunu ifade etmiş. Ülke son yıllarda turizm alanında büyük gelişmeler göstermektedir. Denize kıyısı olmasa da yaz mevsimlerinde göl turizmi yapmakta, ayrıca ülke dağlarla kaplı olması nedeniyle kış sporlarına bağlı turizm gelişmektedir. Kış sporlarından sonra doğa gezileri, termal turizm yapılmaktadır. Ülkenin turist çeken başka bir özelliği ise çok sayılardaki ormanlar ve Issık Göl’e sahip olmasıdır. Yaz turizmine açık yerlerdir.

 

Ekonomi


Ülke ekonomisi tarım ve madenciliğe dayalıdır. Daha çok hayvancılık kesimi ağırlıklı bir tarım ekonomisi hakimdir. Başlıca tarım ürünleri buğday, pamuk, şekerpancarı, mısır, tütün, sebze ve meyvedir. Dağlık bölgelerde yarış atları yetiştirilir, tavşan beslenir, arıcılık yapılır. En çok küçükbaş hayvan beslenir.
Kırgızistan’da 1970’li yıllarda çeşitli madenler çıkarılmaya başlanınca maden sektörü büyük hızla gelişmiştir. Makine, otomotiv, gıda, çimento, cam ve konserve fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır. Akarsu üzerlerinde kurulan hidroelektrik santralleri ekonomiye önemli ölçüde katkıda bulunur. Ülkede 600 civarında sanayi kuruluşu vardır.
Ülkede son yıllarda doğal güzelliklerin etkisi ile turizm faaliyetleri de hızlanmakta ve bu da ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır.

 

Ulaşım

Ülkenin dağlık yer şekillerinden ötürü büyük ölçüde kısıtlanmıştır. Yollar yüksekliği 2000 metre ve üzerini bulabilen rakımlar ve dik vadilerden dolayı sık sık viraj yapmak durumundadır. Kış boyunca ulaşım ülkenin kimi yüksek rakımlı ve tenha bölgelerinde hemen hemen imkânsızdır. Bunun yanında ulaşımı güçleştiren diğer etmenlerden biri de kara ve demiryolunun bugün uluslararası sınırlarla kesilmesidir. Bu da, yolların kapalı olmadığı yerlerde birçok zaman alıcı formalite gerektirdiğinden pek tercih edilmemektedir. Ülkede geziler ya da kısa ulaşımda atlar da kullanılabilir.

Kazakistan

kazakistan

 

Resmi İsmi: Kazakistan Cumhuriyeti

Kendi Dilindeki İsmi: Kazakistan Respublikasi

Genel Özellikler:

Kıta: Asya

Durum: Birleşmiş Milletler Üye Ülkesi

Başkent: Astana

Şehirler: Alma-Ata, Chimkent, Karaganda, Ust-Kamenogorsk

Nüfus: 15,422,000

Yüzölçümü: 2,717,000 km2

Para Birimi: 1 tenge = 100 tiyin

Dil: Kazakça

KAZAKİSTAN TARİHİ

Kazaklar eski devirlerden beri Orta Asya’nın geniş bozkırlarında yaşamakta olan çeşitli Türk boylarının birleşmesi ve gelişmesi neticesinde ortaya çıkmıştır . X. ve XVI. yüzyıllar arasında isimlerini muhafaza etmekte olan Sak, Üysün, Alan, Kıpçak, Kanglı, Dulat, Argın, Nayman ve Kerey gibi kadim Türk boyları zaman içerisinde Kazakları oluşturmuşlardır. Kazak kelimesine, eski devirlerde Kazaklarla ilişki kurmuş milletlerin çoğunun tarihî kaynaklarında tesadüf edilmektedir. Bu meyanda Çin, Arap, Fars, Bizans, Rus, Moğol ve Türk tarihlerini örnek gösterebiliriz. Bu kaynaklarda Kazak sözünün “asa, khaysak, kasak, kösek, gasug, gasag, hasık” olarak yazıldığını görüyoruz . Kazak kelimesinin ortaya çıkışı ve manası hakkında çok çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Bunlardan en yaygın görüşe göre, Kazak hür, bağımsız, kimseye boyun eğmeden başına buyruk yaşayan topluluk manasına gelmektedir. Kazak Hanlığı Tarih sahnesine Kazak Hanlığı ilk olarak XV. asırda ortaya çıktı. Ak Orda’nın son hanı Barak’ın oğulları Janibek ve Kerey Sultanlar 1456’da Ebu’l Hayr’ın yönetiminden kendilerine tabi urug ve boyları yanlarına alarak Deşt-i Kıpçak’ın doğusundan Magulistan’a göç etmesi, Kazak Hanlığının kurulması yolundaki ilk adım oldu. Başlangıçta Kazak Hanlığı’nın toprakları batı Yedisu havalisi, Çu ve Talas nehirlerinin olduğu bölgeleri kapsıyordu. Tarihî kaynaklarda ise Kazakistan kelimesi ilk defa XVI. asırda bu bölgeler için kullanıldı . 1480’de Janibek Han’ın ölümünden sonra sırayla tahta çıkan halefleri Murunduk Han (1480-1511) ve Kasım Han (1511-1523) zamanlarında Kazak Hanlığının gücü artarak, Orta Asya bozkırlarının kuvvetli devleti haline geldi. Kazak Hanlığının merkezi başlangıçta Sirderya nehri boyundaki Sıgnak şehriydi. Daha sonra Ahmet Yesevî Hazretlerinin türbesinin bulunduğu Türkistan şehri ele geçtikten sonra, bu şehir başkent oldu ve Kazak Hanları ülkeyi buradaki Ak Saray’da oturarak idare ettiler . Kazakların dirayetli hanı Kasım’dan sonra yerine gelen Mamaş (1523), Tahir (1523-1533) ve Buydaş (1533-1538) hanlığın gücünü korumakta başarı sağlayamadılar. Hanlık “ulu cüz”, “orta cüz” ve “küçük cüz” olarak üçe bölündü. Cüzlerin bölünmesi coğrafi bölge ve boylara göre gerçekleşti. Buydaş Han’dan sonra tahta çıkan Kasım Han’ın oğlu Haknazar Han (1538-1580) Kazak Devletinde babasının ölümünden sonra ortaya çıkan 15 yıllık fetret devrinin zararlı sonuçlarını düzeltmekte büyük başarı sağladı. 42 Yıllık saltanatıyla Kazak Hanlığı tahtında en uzun süre oturan han sıfatını alacak olan Haknazar, evvela Cüzler arasında bir birlik tesis etti. Böylece Tahir ve Buydaş Hanlar devrinde Hanlığın parçalanan siyasî otoritesini yeniden eski haline getirdi. Hatta Kırgızları da idaresi altına alarak, Kazak ve Kırgızların Hanı ünvanına da sahip oldu . Haknazar’dan sonra tahta çıkan Tahir Han’ın torunu Şıgay Han (1580-1582) ve Tauekel Han (1586-1598) devirlerinde Kazak Hanlığı gücünü muhafaza etti. Fakat 17. yüzyılda Hanlık gücünden kaybetmeye başladı. Bu yüzyılın sonlarından itibaren Kazaklara zaman zaman saldırılar düzenleyen Cungarlar 18. yüzyılın başında hücumlarını arttırdılar. Cungarlar 1723’te bir kaç yıl sürecek büyük bir saldırı gerçekleştirerek, Kazakların asırlarca izi silinmeyecek derecede ağır kayıplar vermesini sağladılar. Sağ kalanlar yurtlarından aç-sefil başka yerlere göçetmek zorunda kaldı. Bu felaket “Aqtaban Şubrındı” (ayak tabanları şişti) deyimiyle Kazakların hafızasında derin izler bıraktı. Abılay ve Ebu’l Hayr hanların idaresinde Kazak güçleri, 1728 ve 1729 yıllarında Cungar saldırılarını durdurarak geri püskürttü. Ancak bu, Cungar tehlikesini tamamen ortadan kaldırmıyordu. Buna çare arayan Küçük Cüz hanı Ebu’l Hayr, Çarlık Rusya’nın himayesine sığınmayı uygun gördü. Çariçe Anna İvanovna 19 Şubat 1731’de imzaladığı fermanla, Küçük Cüz’ü himayesi altına aldığını bildiriyordu . Bunu 1740’ta Orta Cüz’ün, 1742’da Büyük Cüz’ün Rusya’nın himayesine girmeyi kabul etmesi takip etti. Çarlık Rusya İdaresinde Kazaklar Rus Çarları, Kazak cüzlerini himayeleri altına aldıklarını ilan ettikten sonra, tahta çıkan Kazak Hanlarını tasdik etmeye veya bizzat kendileri tayin etmeye başladı. Himayesi altındaki hanların faaliyetlerini, bölgedeki Rus görevlileri vasıtasıyla kontrol etti. Böylece Kazak Hanlarının halk içinde itibarı kalmadığı gibi Hanlık da yıkılmaya yüz tuttu. Ancak Kazak Hanları ve beyleri Rus idaresine karşı zaman zaman isyan etmekten de geri durmadı. Fırsat buldukça Rus kalelerine hücum ettiler. Çarlık Rusya idaresine karşı yapılan isyanların en önemlisi Sırım Batur ve Kenesarı Kasımoğlu isyanlarıdır. 1917 Şubat İhtilali ile Petersburg’daki Çarlık yönetimi devrildi. Çar II. Nikola tahtından indirildi. Kazak aydınları kendi milli devletlerini kurabilecekleri ümidine kapıldılar. Bu amaçla Alihan Bökeyhanov, Ahmet Baytursunov ve Mir Yakub Dulat gibi aydınlar Alaş Partisi ve Alaş Orda hükümetini kurdular ve millî devlet kurmak için mücadele ettiler. Ancak Rusya’da Ekim İhtilali ile yönetimi eline geçiren Bolşevikler karşısında başarılı olamadılar. Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Kazak Milli Hükümeti Alaş Orda 1920’de Bolşeviklere yenik düşerek, Sosyalist hükümete tabi olmak zorunda kaldı. Kazakistan topraklarında, önce 20 Ağustos 1920’de Kırgız Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Sonra 1924 Nisan ayında Çarlık Rusya’sı devrinden beri Kazaklar için kullanılan Kırgız kelimesinin yanlış olduğu kabul edilip, ülke adı Kazak Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak değiştirilmiştir. 5 Aralık 1936’da kabul edilen Sovyetler Birliği’nin yeni anayasasında Kazak Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin statüsü yükseltilerek, birlik cumhuriyeti olmuştur. Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni L. Brejnev, I. D. Yakovlev N. I. Belyaev ve I. Yusupov gibi isimler yönetti. Sosyalist dönemde uzun süre Komünist Partisi I. Sekreteri olarak görev yapan Dinmuhammed Ahmedoviç Konayev (1959-1962 ve 1964-1986) etkili oldu. 1971’den beri SSCB Politbüro üyesi de olan Konayev’in 16 Aralık 1986’da emekliye sevk edilerek yerine Kazakistan dışından Gennadi Kolbin’in Kazakistan Komünist Partisi I. Sekreterliğine seçilmesi Kazak gençlerinin protesto gösterilerine sebep oldu. Gorbaçov’un Perestroyka ve Glasnost politikalarının uygulandığı dönemde meydana gelen bu gösteriler, Sovyetler Birliği tarihinde demokratik taleplerini açıkça ortaya koyan ilk kitlesel hareket olarak yerini aldı. Kazak aydın ve siyasetçilerinin buna paralel çalışmaları sonucunda 1989’da Moskova Kolbin’i merkeze almak ve yerine Kazakistan’ın kendi içinden çıkan doğal lideri Nursultan Nazarbayev’i seçmek zorunda kaldı. 1 Aralık 1991’de referandum yapılarak, Kazakistan’da başkanlık sistemine geçildi ve ilk devlet başkanı olarak Nursultan Nazarbayev seçildi. Kazakistan Parlamentosunun 10 Aralık 1991’de yapılan toplantısında Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olan isminin Kazakistan Cumhuriyeti olarak değiştirilmesi kabul edildi. 16 Aralık 1991’de de Kazakistan bağımsızlığını ilan etti.
Yüzölçümü

Yüzölçümü 2.724.900 kilometre kare olan Kazakistan, Avrasya’nın kalbinde yer almaktadır. Geniş bozkırlara yayılan ülke, dünyada kapsadığı alan bakımından 9. sıradadır. Arazi çöl (%40), yarı çöl (%23), bozkır (%20), orman – bozkır (%7) ve dağlardan(%10) oluşmaktadır. Alçak Sarıarka Dağları Orta Kazakistan’da yükselir. Altay, Tarbagatay ve Cungar dağ sıraları, Tien Şan dağ sıralarının batı kolları gibi ülkenin doğusunda ve güneydoğusunda yer alırlar. Kazakistan’ın en yüksek zirvesi, Han Tengri (6,995 m ), uzak güneydoğudadır.

Sınırlar

Ülke sınırlarının toplam uzunluğu 12.187 km olup, Rusya Federasyonu ile 6.467 km. (dünyanın en uzun kara sınırıdır), Özbekistan ile 2.300 km., Çin Halk Cumhuriyeti ile 1.460 km., Kırgızistan ile 980 km., Türkmenistan ile 380 kilometredir. Ayrıca Hazar denizi ile Azerbaycan ve İranla doğrudan çıkış noktaları mevcut. 46-87 Doğu ve 40-56 Kuzeybatı enlemi üzerinde bulunan ülke Batıdan Doğuya 3.000 km; Güneyden Küzeye 2.000 km.

İklim

Kazakistan’ın okyanuslardan uzak kalması ve deniz tesirini iç kısımlara girmesini engelleyen büyük dağların olması, Kazakistan iklimini sert kıtasal kara iklim yapmaktadır. Ülke genelinde yaz ve kış ayları arasında ısı farkı çok büyüktür. Ocak ayında ortalama -35 dereceden -4 dereceye kadar; Temmuz ayında ise +19 dereceden +35 dereceye kadar farklılık göstermektedir.

Nehirler ve göller

Kazakistan’da 85022 akarsu bulunmaktadır, 8,000 tanesinin uzunluğu on kilometreyi geçmektedir. Bunların büyük bir bölümü, Hazar Denizi (sahası 374 bin kilometrekare, dünyanın en büyük tuz gölüdür/kıyı şeridinin 2,430 kilometresi Kazakistan’dadır), Aral Denizi (sahası 46,64 bin kilometrekare) ve Balkaş Gölü (sahası 18,2 bin kilometrekaredir) su toplama havzalarında yer almaktadır. Ayrıca Kazakistan 48.000 civarında büyük ve küçük göllere sahiptir. Ülkeyi boydan boya geçen başlıca akarsular Ertis (Kazakistan toprakları dahilinde uzunluğu 1700 km.), Esil (1400 km.), Sırderya (1400 km.) ve Ural /Jayık/ – 1082 kilometredir. Kazakistan’daki en büyük göller doğu ve güneydoğudadır.

Bitki Örtüsü ve Fauna

Kazakistan’da yaklaşık 6,500 çeşit bitki yetişir. Kazakistan’a özgü 158 cins memeli, 485 cins kuş ve 150 cins balık türü vardır. Birçok değişik türde besi hayvanı cinsi, av kuşu cinsleri ve nadir hayvanlar vardır. 70’ten fazla bitki ve 129’dan fazla hayvan türü ve alt türleri “Kazakistan’ın Kırmızı Kitabı’nda” koruma altındaki türler olarak kayıtlıdır. Onlar dokuz doğal koruma alanında korunmaktadırlar; Aksu, Jabagılı, Almatı, Alakol, Korgaljın, Batı Kazakistan, Barsakelmes, Ustyurt, Nauruzum ve Markakol.

Nüfus

Kazakistan’ın 15.301.400 kişilik nüfusunun yaklaşık 9 Milyonluk(%57,4) kısmı şehir, yaklaşık 6,5 Milyonluk(%42,7) kısmı ise kırsal kesim nüfusudur. Nüfus yoğunluğu da 1 kilometrekarede 5,6 insandır. Cumhuriyette 120’den fazla etnik grup üyesi yaşamaktadır, 9 Milyondan fazla Kazak (%58,9), yaklaşık 4 Milyon Rus (25,9), yaklaşık 450.000 Ukraynalı, 433.000 Özbek ve aşağı yukarı 250.000’er Uygur, Tatar, Alman ve diğer milletler.
İdari-bölgesel sistem
1 Ocak 2006 itibariyle 10,194 birimden oluşur, 14 bölge ve 2 milli önem taşıyan şehir (Almatı ve Astana) , 160 ilçe, 39 bölgesel şehir,45 alt-bölgesel şehir, 167 yerleşim ve 7,262 aul (köy)  vardır.

Doğal Kaynaklar

Periyodik tablodaki 105 elementten 99 tanesi Kazakistan’da keşfedildi. 60 tanesi halen işletilen 70 elementin rezervi bulundu. 1,225 mineral tipte 493 rezerv vardır. Özellikle ülkenin batısında 250 den fazla petrol ve gaz sahası bulunmuştur. Bunların en büyükleri Tengiz (1 Milyar tondan fazla ulaşılabilir petrol kaynağı) , Karaçaganak petrol ve gaz sahası(1,3 trilyon metreküp gaz kaynağı) ve 7 Milyar ton petrol kaynağıyla dünyanın en büyük sahalarından biri olan Kaşagan, sahalarıdır. Kazakistan bilinen dünya rezervlerinden; çinko, tungsten ve baryum rezervlerinde dünyada birinci, gümüş, kurşun ve kromit rezervlerinde ikinci, bakır ve florit rezervlerinde üçüncü, molibden rezervinde dördüncü ve altın rezervinde altıncıdır. Ana maden rezervleri; petrol (5,4 Milyar ton), doğal gaz (3 trilyon metre küp), kömür (31,3 Milyar ton), çinko (237,3 bin ton), bakır (444,8 bin ton), krom (dünya rezervinin %30‘u), manganez (dünya rezervinin %25‘i), kalay (3,6 bin ton), altın (16,9 bin ton), gümüş (396,4 bin ton), fosforit (2005 yılında 83,4 bin ton fosfor üretilmiştir), uranyum (4,3 Milyon tondan fazla) ve demir (bilinen dünya rezervlerinin %10’u).

Resmi dil

Kazak dili (Türk dilleri ailesine mensup). Ayrıca, devlet ve yerel organlarında Rusça’nın da kullanılabileceğini kabul edilmiştir. Kazakistan vatandaşları kendi dillerinin öğrenme ve gelişmesi için hakları saklı bulunmaktadır.

Din

Kazakistan çok inançlı bir devlettir. Ana dinler İslam (%60) ve Hıristiyanlıktır (%30). Kazakistan’da  %85’i kayıtlı, 3500’den fazla dini organizasyon faaliyet göstermektedir. 2302 tapınaktan 1587 tanesi cami, 228 tanesi Ortodoks kilisesi, 69 tanesi Katolik kilisesi, 40 tanesi Protestan kilisesi, 10 tanesi sinagog ve 7 tanesi de diğer dini mekânlardır. Bağımsızlıktan sonraki geçen yıllarda dini organizasyonların sayısı yaklaşık 5 kat artmış ve 30 yeni din ve mezhep görülmüştür.

Azerbaycan

 

 

 

Resmi İsmi: Azerbaycan Cumhuriyeti

Kendi Dilindeki İsmi: Azarbaycan Respublikasi

Genel Özellikler:

Kıta: Asya

Durum: Birleşmiş Milletler Üye Ülkesi

Başkent: Bakü

Nüfus: 8,467,000

Yüzölçümü: 87,000 km2

Para Birimi: 1 manat = 100 kopek

Dil: Azerbaycan Türkçesi

Azerbaycan Teriminin Kökü

Azerbaycan sözcüğünün kökeni konusunda birçok değişik görüş bulunmaktadır. Bunların arasında önde gelen görüşler şunlardır:

Eski Asların adından kaynaklanır ve “Aser yurdu”, “Aserler yurdu” demektir.
Ahameniş İmparatorluğu’nda Medya bölgesine valilik yapmış ve imparatorluğun Büyük İskender tarafından fethinden sonra görevine devam etmiş Atropat’ın adından kaynaklanır.
“Od” anlamındaki “azer” sözcüğünden gelir ve Odlar Yurdu anlamındadır.

Tarih

Azerbaycan’da Kuruçay kültürü adı ile tanınmış ilk insan meskeni, Yeni Taş Çağı’na uzanan Azıh Mağarası’nda belirtilmiştir.

Eski zamanlardan Ortaçağ’a kadar, Azerbaycan terimi coğrafi olarak bugünkü İran’ın bir bölgesi olan Azerbaycan için kullanmaktaydı. Günümüzde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bulunduğu yer ise Albanya veya Aran olarak tanınan bölgenin bir parçasıydı.

Kesin olmayan iddialara göre, Türklerin Azerbaycan’ı kendilerine yurt edinilmesi milattan önceki çağlara kadar iner. M.Ö. VII. yy da Türk kavimlerine mensup topluluklar Azerbaycan’a Kafkasların kuzeyinden Derbend yoluyla gelip yerleşmişlerdir. Bu sebeple Derbend’e Türk kapısı denmiştir.

Selçuklular’ın Azerbaycan’da görülmeleri ise 1015-1021 yılları arasındadır. Bu dönemde Oğuzların göçleri ile birlikte Azerbaycan’ın Türkleştirilme ve İslamlaştırılma süreci hızlanmıştır. Bölge 1136’da İldenizliler tarafından Tebriz’de kurulan atabeyliğin egemenliğine girmiştir. Moğol istilalarından sonra İlhanlılar’ın egemenliğine girmiş ve bir süre Altın Orda’nın hakimiyetinde kalmıştır. 14. yüzyılda Karakoyunlular ve Akkoyunlular’ın egemenliklerine girmiştir. I. İsmail’in Kızılbaş ordusu Azerbaycan seferini gerçekleştirip 1500’de Cabani Meydan Muharebesi’nde Şirvanşah Ferruh Yasar’ın ordusunu yenmiş ve Tebriz’e girip Safevi Devleti’ni kurmuştur. Böylece Azerbaycan Safevi egemenliğine girmiştir.

Daha sonra da Afşarlar, Zendler ve Kaçarlar tarafından yönetilmiştir. Zand Hanedanı’nın yıkılışı ile Kaçar Hanedanı’nın kuruluşu sırasında burada Bakü, Kuba, Şeki, Gence, Karabağ, Revan, Nahcivan,[10] Derbent, Serab, Lenkeran, Şeki, Şamahı, Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Maku, Marağa ve Karadağ gibi de facto bağımsız hanlıklar belirmiştir. 1804–1813 Rus-İran Savaşları’nın ardından 1813 yılında bu hanlıkların büyük bir kısmı Rusya İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Türkmençay Antlaşması ile İran, Rusya’nın Revan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı ve Taliş Hanlığı’nın güney bölümü üzerindeki hakimiyetini tanımıştır.

1828’de Rusya İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. 1918 – 1920’de Kafkasya Kurultayı’nı toplamış ve 28 Mayıs 1918’de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ni kurmuşlardır. Bu devlet Orta Doğu’da ilk cumhuriyet olmuştur. Ancak 1920’de Kafkasya ötesi Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği’ne katılmıştır. 30 Ağustos 1991’de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.

Bugüne kadar Kafkaslarda Türkçülük hareketlerinin merkezi hep Bakü olmuştur. Bu düşüncenin önde gelenler Hüseynzade Ali Turan, Ahmet Ağaoğlu, Alimerdan Topçubaşov idi.

Azerbaycan Cumhuriyeti

 

 

 

 

1990 yılında bağımsızlığı kutlayan Azerbaycan Türkleri

 

 

 

 

 

Azerbaycan Milli Meclisi

 

Sovyetler Birliği’nin son döneminde Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’nin Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti’ne bağlı Dağlık Karabağ’da hak iddia etmesi etnik çatışmalara yol açtı ve bu karmaşık koşullar altında 18 Ekim 1991’de Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti. Bu dönemde iktidarda olan Azerbaycan Komünist Parti Genel Sekreteri Ayaz Mutallibov, bağımsız cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı oldu, ancak Mart 1992’de Dağlık Karabağ’daki Hocalı Katliamı’ndan sonra istifa vermeye zorlandı. Şuşa ve Laçın şehirlerinin Ermeni silahlı kuvvetlerince işgalinden sonra yaşanan derin bir istikrarsızlık sürecinden sonra 7 Haziran 1992’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Azerbaycan Halk Cephesi’nin lideri Ebulfez Elçibey kazandı. Bu dönemde Ermeniler ve Azeriler arasında şiddetlen savaş sırasında Kelbecer rayonu işgal oldu. Haziran 1993’te Gence şehrinde Süret Hüseynov liderliğinde silahlı isyan çıktı ve Elçibey yardım için Haydar Aliyev’i Nahçıvan’dan Bakü’ye davet etti. Fakat Haydar Aliyev’in Bakü’ye gelince Süret Hüseynov’u desteklemesi ve göstericilerin Bakü’ye yürümesi üzerine, halktan umduğu desteği alamayan Elçibey, doğum yeri olan Nahçivan’ın Keleki köyüne gitmiştir. Bu gelişmeler üzerine, Cumhurbaşkanlığı yetkileri Haydar Aliyev’e devredilir. Ülkedeki siyasi istikrarsızlıktan yararlanan Ermeni silahlı kuvvetleri Azerbaycanın Ağdam, Cebrayıl, Füzuli, Kubadlı, Zengilan rayonlarını işgal etti. Ağustos 1993’te referandum ile Elçibey’in görevi resmen geri alındı ve Ekim ayındaki seçimlerde Haydar Aliyev %99 oyla Cumhurbaşkanı seçildi. Ermeni-Azeri savaşı 1994’te Rusya’nın dayattığı ateşkesle sona erdi.

Daha sonra Haydar Aliyev Süret Hüseynov’dan desteğini çekecek ve vatana ihanetten yargılanan Hüseynov müeebete mahkum olacaktır. 10 yıl hapis yattıktan sonra İlham Aliyev tarafından 2005 yılında Hüseynov’un cezası affedilmiştir.

Azerbaycanın’ın idari bölgeleri

Azerbaycan Cumhuriyeti üniter devlettir. Rayon adı verilen, il ve ilçelere karşılık gelen idari bölgelere ayrılmıştır. Bir Özerk Cumhuriyet (Nahçıvan), 66 rayon, 13 şehir rayonu, 70 şehir (11 büyükşehir) mevcuttur.

Her rayon Azerbaycan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı tarafından atanan Rayon İcra Hakimiyyetinin Başçısı (rayon başkanı) tarafından idare edilmektedir.

Coğrafi konumu

Azerbaycan’ın yağış ve sıcaklık grafiği

Azerbaycan 39° 24′ kuzey enlemleri ile 44° 46′ doğu boylamları arasındaki coğrafi bölgeye yerleşmiştir. Sınırların uzunluğu 2013 km dir. Azerbaycan’ın İran’la 611 km, Türkiye ile 9 km, Rusya ile 284 km, Gürcistan ile 322 km ve Ermenistan ile 787 km sınırı vardır. Doğusunda ise Hazar Denizi ile çevrilmiştir. Dorukları 5000 metrenin üstünde ve buzul kaplı olan Büyük Kafkaslar, kara yolculuğunu önemli derecede sekteye uğratmaktadır. Azerbaycan’ın yüzölçümü 86.600 km²dir.

 

 

 

 

 

Bakü

 

Güneyde Ermenistan’ ın dağ kütleleri, kuzeyde ise yüksek Kafkas Dağları vardır. Azerbaycan’ın dağları; Büyük Kafkas Sıradağları (4.000-5.000 m.) içinde yeralan Bazardüzü (4.466 m), Şahdağ (4.243 m), Pazaryurdu (4.126 m), Tufan (4.191 m), Yarıdağ (4.116 m), Ragdan (4.020 m) dağları, Küçük Kafkas Sıradağları içinde yeralan Kapıcık (3.906 m.), Gazangeldağ (3.829 m), Biçenek Aşırımı (2.346 m), Karabağ Volkanik Yaylasında yeralan Delidağı (3.616 m), Murovdağ silsilesinde yeralan Kamışdağ (3.724 m), Hinal dağı (3.367 m), Kepez (3.066 m), Zengezur Sıradağları içinde yeralan Büyük Işıklı (3.550 m), Talış Sıradağları silsilesinde yeralan Kömürköy (2.493 m.) ve Kızyurdu (2.433 m) dağlardır. Azerbaycan 657 metre deniz seviyesinden yüksektir ve topraklarının çoğunluğu dağlık alanlardır. Azerbaycan’ın en uzun nehri 1.364 km Hazar Denizi’ne dökülen Kura Nehri’dir. Aras Nehri ise 1.072 km’dir. En büyük doğal gölü 67,0 km² ile Sarısu Gölü’dür. En büyük yapay gölü 605,0 km² ile Mingeçevir Baraj Gölü’dür.

Çevresinin dağlar ve yüksek tepelerle çevrili olmasına rağmen Azerbaycan’ın büyük bir bölümü ovadır ve topraklarının en verimli yerleri arasında Kura ve Aras nehirlerinin karıştığı deltadır.

Azerbaycanda ılıman bir iklim varıdır fakat Hazar Denizinden içeriye doğru, yüksek dağlarda ve diğer yüksek kesimlerde sert bir iklimle karşı karşıya kalınır. Yüksek kesimlerde kışlar uzun, soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise serin geçer. Ovalarda ise kışlar serin ve yağmurlu ve bazen karlı, yazlar sıcak ve kurak geçer.

Azerbaycan ülkesi ovalarda genellikle bozkırdır, %25 ise bir bölümü dağlarda olmak üzere ormanlarlarla kaplıdır. Kuzey ve güney kesimlerinde dağların 2000 metre yüksekliğine kadar ormanlar görülür. Azerbaycan’ın doğal hayatında çoğunlukla bulunan hayvanlar, kızıl geyik, alageyik, karaca, dağ keçisi, karapaça, bizon, yaban domuzu, pars, Avrasya vaşağı, yaban kedisi, boz ayı, kurt, kızıl tilki, dağ faresi, sincap, Kafkas köstebeği Kafkas sivriburunlu faresi.

Azerbaycan iklimi dünyadaki 11 iklim çeşidinden 9’una sahiptir. Yıllık ortalama sıcaklığı 10 °C’ın üzerindedir.

Demografi

Ulus çoğunluğunu Türk halkı olan Azeriler oluşturuyor. Azerilerin son 50 yıl da arttığını göstermektedir ve diğer etnik grupların sayı ve oran olarak azaldığını göstermektedir.

Rusların sayısında son 30 yılda bir düşüş vardır. 1979 yılında 475,300 ve 1989 yılında 330.000 civarında olan Rus nüfusunun sayısı 1999 yılında 141.700 seviyelerine kadar gerilemiştir. Özellikle 20 Ocak 1990 Olayından (Qara Yanvar; “Kara Ocak”) sonra Rusların göçü yoğunlaşmıştır.

Ermeniler özellikle Dağlık Karabağ Savaşı yüzünden ya ayrılmıştır veya kaçmıştır. Daha Dağlık Karabağ yüzünden oluşan gergilik ve savaştan önce de 1979 yılında 475,500 civarında olan Ermeni nüfusunun sayısı 1989 yılına gelindiğinde 390.500 seviyelerine kadar gerilemişti. Ermeni nüfusunun sayısı 1999 yılında 120.700 seviyelerine kadar gerilemiştir ve Ermeniler tarafından işgal edilmiş Dağlık Karabağ’da yaşayanları kapsar.[34] Artık Azerbaycan’da Dağlık Karabağ dışında hemen hemen hiç Ermeni kalmamıştır.

Toplam nüfus büyüme oranı %0,89’dur.

Azerbaycan nüfusunun %54 e yakın kısmı kentlerde, %46 ya yakın kısmıda köylerde yaşamaktadır. Şehirleşme hızı son dönemlerde oldukça yavaş seyretmekte olup, kentlere fazla hızlı olmasa bile göç almakta, ancak kırsal kesimde nüfus artışı daha yüksek olduğu için denge sürmektedir.

Toplam nüfusun %60 a yakın kısmı 30 yaşın altındadır.
Dağlık Karabağ

Yüzölçümü: 4.388 km²

Nüfusu: 187.769 ( 1989 nüfus sayımı ; 145.403 kişi Ermeni + 40.316 kişi Türk + 2050 kişi diğer milletler olmakla )

Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ Ermeni tarafından işgal edilmiş ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına rağmen de facto Dağlık Karabağ Cumhuriyeti bölgeyi yönetmektedir. Yaklaşık 800.000 Azerbaycanlı bölgeden göç ettirilmiştir. Bu nedenle Dağlık Karabağ’da artık hemen hemen hiç Azerbaycanlı yaşayamamaktadır.

Din

 

 

 

 

 

14. yüzyıldan kalma Keykubad Camisi

 

Azerbaycan Cumhuriyeti laik devlettir. Halkın %96’sı Müslüman (çoğunluğu Şii Caferi), %3-4’ü Hıristiyandır (çoğunluğu Rus Ortodoks Kilisesi, Gürcü Ortodoks Kilisesi ve Malakan). Çok küçük bir bölümü ise Yahudidir. Fakat Azerbaycan’da dinsel bağlılık nominal olduğu için, pratikteki taraftar oranları çok daha düşüktür.

Azerbaycan’da nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan Azeriler, Müslümandırlar. Ancak yaklaşık 70 yıllık komünist yönetim tarafından yapılan yoğun ateizm propagandası ile İran İslam Cumhuriyeti’nden kaynaklanan köktendinci İslami propagandaya[41] karşı oluşan tepki sebebiyle, dinsel yönelişler, İslami bir nitelik kazanmaktan ziyade bir kültürel renk biçiminde bulunmaktadır. Ancak bu, radikal köktendinci hareketlerin Azerbaycan’da bulunmadığı anlamına gelmemektedir.

Ekonomik ve sosyal yapı

 

 

 

 

 

 

Petrol Azerbaycan ekonomisinde önemli bir yere sahiptir

1991’de bağımsızlığını kazandıktan sonra, özellikle geçiş döneminin ilk yıllarında ekonomik alanda düşüşler olmuş ve para birimi olarak Manat’a bağlı kalmıştır. Ancak Azerbaycan, verimli tarım arazileri ve doğal gaz, petrol ve demir cevheri bakımından zengin kaynaklara sahip bulunmaktadır. Ham petrol üretimi 2006’da günlük 600,000 varile ulaşmıştır.

Doğal gaz üretimi ise 1991’de 11 milyar m³ tür. Toplam doğal gaz rezervi 2 trilyon m³, petrol rezervlerin de 8 milyar varil{fact} olduğu savunulmaktadır. Ayrıca, petrokimya, yiyecek, giyim gibi hafif sanayi de vardır.

Turizm potansiyeli yüksek bir ülkedir.

Bankacılık ve sigortacılık gelişme süreci göstermektedir.

En önemli ihracatı petroldur.

Petro-kimya ürünleri de ihracatta önemli yer tutmaktadır.

Ayrıca inşaat sektöründe farklı gelişmeler olmuştur.

İlk teleferik 2007 yılında Balaken’de hizmete açılmıştır.

Tarım ve Hayvancılık

Azerbaycan’ın yüzde 7’si tarıma elverişli topraklara sahiptir. Bu tarım topraklarının büyük bölümü de Kura ve Aras nehirleri çevresindedir ve ülkede, tarım büyük ölçüde sulamaya dayanmaktadır. Yetiştirilen başlıca ürünler tahıl, meyve, pamuk, çay, tütün ve üzümdür. Ayrıca, dut ağacından yılda 5.000 ton ipek kozası elde edilmektedir.

Azerbaycan tarımında ve ekonomisinde hayvancılığın da önemli yeri bulunmaktadır. En son verilere göre Azerbaycan’da 1,5 milyon sığır, 5 milyon koyun, 30 milyon kümes hayvanı bulunmaktadır. Arıcılık gelişmiştir.

Sanayi

Azerbaycan’da sanayi sektörü, net maddi üretimin % 48,3’ünü oluşturmaktadır.(1992 tahmini)

Ağır Sanayi: Enerji, metalurji, makina, imalat, kimya, orman ürünleridir.

Hafif Sanayi: Dokuma, dikiş, deri, kürk, kunduradır.

Ulaşım

Azerbaycan gelişmiş bir ulaştırma sistemine sahiptir.

Demiryolu: 2.090 km.

Kara Ulaştırması: Karayolu 30.400 km.

Deniz Ulaştırması: Hazar Denizi yoluyla yapılır.

Hava ulaştırması: Bakü hava limanından yapılmakta olup Ankara, İstanbul, Londra, Paris, Moskova, Taşkent, Astana, Bişkek, Pekin, Dubai, Milano, Kiev gibi dünyanın diğer bölgeleriyle bağlantılıdır.

Eğitim

Azerbaycan’da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri düzeyde olduğu görülür. 1991 istatistiksel verilere göre 4.775 okulda 1.503.000 öğrenci okumaktadır. Bugün okul sayısı 5.000’e, öğrenci sayısı 1.600.000’e ulaşmıştır.

Azerbaycan’da 6.500 kültür tesisi, 4.605 kütüphane, 125 müze, 125 müzik okulu, 43 halk tiyatro salonu, 3.680 kültür evi bulunmaktadır. Okuma yazma oranı %99,5’tir.

Bakü-Azerbaycan Devlet Üniversitesi ve bağlı enstitüleri bütün Uygulamalı Matematik ve Ekonomik Sibernetik, Kimya, Jeoloji, Biyoloji, Tarih, Filoloji, İlahiyat, Coğrafya, Gazetecilik, Hukuk, Mekanik ve Matematik, Fizik, Sosyal Bilimler ve Psikoloji, Kütüphane Çalışmaları, Uygulamalı Matematik Bilimsel Araştırma Enstitüsü, Doğu Çalışmaları, kollarında eğitim-öğretim yapmaktadır.

Özel ve devlet olmak üzere toplam 49 tane kanuni üniversite mevcuttur ve bu üniversiteler birçok türk ve yabancı öğrenciye eğitim vermekte, doğu bloğu ülkeler arasında kaliteli eğitim veren ülkeler arasında sayılmaktadır.

Sağlık

Azerbaycan’da sağlık hizmetleri verilirken üçlü bir sistem uygulanmaktadır.

İlk müdahale sağlık memurlarıyla yapılmakta,
Bunların yetersiz kalması halinde hastalar, hastahanelere gönderilmekte,
Hastahanelerin yetersizliği durumunda ise hastalar üniversitelerdeki araştırma hastahanelerine yollanmaktadır.

Sosyal Güvenlik

Azerbaycan’da sosyal güvenlik ağı maliyetleri oldukça yüksek olup, GSMH % 18’ini tutmaktadır. Emeklilik yaşı olarak kadınlarda 55 yaş, erkeklerde ise 60 yaş koşulu aranmaktadır.

Bugün Azerbaycan Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlık kavramını benimsemiş ve 1991’den sonrada serbest piyasa ekonomisine geçerek dünyayla bütünleşmek istemiştir.

Ayrıca, özel mülkiyete izin verilmiş, borsa yasası çıkarılmış, devlet tahvilleri hazırlanmış, toprak kanunu ile topraksız çiftçiler topraklandırılmıştır. Kendi merkez bankasını kurmuş, düzenli bir vergilendirmeyi getirmiş ve ülkeye yabancı sermaye akışını sağlamıştır. Birleşmiş Milletler, AGİT, IMF gibi kuruluşların da üyesidir.

Karabağ sorunu

1988 Ocak ayında, Ermenistan Azerbaycan’a karşı baskısını arttırdı. 6 Mayıs 1989 tarihli Sovyetler Birliği Bakanlar Kurulunun kararı ile Dağlık Karabağ yönetiminde görevli olan bütün Azeriler bölgeden çıkarıldı. 30 Kasım 1989’da ?rmenistan Meclisi SSCB’nin onayı ile Karabağ’ı kendi topraklarına katma kararı aldı. 20 Ocak 1990’da Sovyet yönetimi aldığı kararla Sovyet ordu birlikleri kanlı bir olayla Bakü’ye girdi. 8 Ağustos 1991’de ?rmenistan’da bulunan son Türk köyü olan Nüvedi de boşaltıldı.

Öğrenci Koordinatörlüğü

ogrenci

T.C Bişkek Büyük Elçiliği Eğitim Müşavirliği tarafından öğrenci koordinatörlüğü oluşturuldu.

 

T.C Bişkek Büyük Elçiliği Eğitim Müşavirliği tarafından Kırgızistan’da eğitimlerini gören öğrencilerin işlerinin daha seri yapılması, derslerinin aksamaması, birlikteliğin sağlanması, sosyal kültürel etkinliklerin yapılabilmesi, iletişimin daha seri yapılması, öğrencilerin gurbette daha mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri, herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmaması ,  karşılaşılan olumsuzluklara daha kesin ve etkin yardımcı olması için ve Yönetmenliğin 27. Maddesine  aykırı hareket edip öğrencilikle ilişkisinin kesilmesine  sebep durumların ortaya çıkmaması için T.C Bişkek Büyük Elçiliği Müşaviri       Sn. Nazmi  BOZOĞLAN tarafından Kırgızistan Öğrenci Koordinatörlüğü oluşturulmuş olup, aşağıda isimleri yazılmış olan öğrencilerin görevlendirilmeleri Eğitim Müşaviri Sn. Nazmi BOZOĞLAN tarafından yapılmıştır.

Ahmet SAĞLAM                T.C Bişkek Büyük Elçiliği Eğitim Müşavirliği Kırgızistan Öğrenci Koordinatörü

Ömer Faruk KARAMAN    Kırgızistan  Türkiye Manas Üniversitesi Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi

Sinan YILMAZ                      Y. Balasagın Kırgız Milli Üniversitesi Eğitim  Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi

Hüseyin GÖZEL                 Y. Balasagın Kırgız Milli Üniversitesi Eğitim  Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi Yardımcısı

Şemsettin TUFAN            Bişkek Sosyal Bilimler Üniversitesi Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi

Ufuk BUYRUKÇU              Bişkek Sosyal Bilimler Üniversitesi Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi Yardımcısı

Mustafa BAZU                 Celalabad Devlet Üniversitesi  Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi

Hüseyin KILINÇ               Celalabad Devlet Üniversitesi Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi Yardımcısı

Kürşad Korkmaz             İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi   Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi

Erin ÖZKAN                     İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi  Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi Yardımcısı

Burak VURAL                  Oş Devlet Üniversitesi  Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi

Arif BENGÜ                     Oş Devlet Üniversitesi  Eğitim Müşavirliği Öğrenci Temsilcisi Yardımcısı